YAŞAMIMDAN DAMITILMIŞ ANILAR ~ DEVAMI HAYAT

Bugün hatıratların yazın dünyasında benim doğum günüm…

Bugün o gün… Gün anılarla coşma günü…

Bugün yepisyeni bir diziye daha başlıyorum. Aslında yeni olan bir şey değil, ama “gEZENTİ şEREF” içinde bir ilk olduğu için böyle söylüyorum. Evet, bu bir gezi serüveni dizisi değil. Bisikletle yolculuklar hiç değil. Basbayağı yaşam hatıratları edebiyatı. Düpedüz bir yaşam yolculuğu. Benden önceki hayatların ve tabi ki de benim hayatımın kesitinden detaylı parçalar. Zaman zaman enfes bir roman tadında, zaman zaman kocaman bir belgesel… Hayatımı merak edenler… Yaşantıma ucundan kıyısından girmiş ve girmekte olanlar… Anı-yaşam yazılarından hoşlananlar… Yaşanmış anılara değer verenler…

E, öyleyse buyurun penceremden içeri…  

Yaşayan Hatıralar: Devamı Hayat

Mutluluğun Ne Olduğunu Bildiğim Zamanları Hatırlıyorum… Bırakalım Hatıralar Yeniden Yaşansın…

Anılarla yaşamak hayatın devamlılığında katkısı eksilmeyen bir tür reçete gibi. Bu alanda yer alan harmanlanmış anılarım her ne kadar şahsımın anıları gibi düşünülse de hiçbir zaman bununla sınırlı değiller. Ben sadece kendi yaşadıklarımı anlatmıyorum. Bir dönemin mekânlarına, hayat tarzlarına da ışık tutuyorum. Yaşananlar, ilişkiler, yazdıklarım, çizdiklerim bir tek benim anılarım değil, benimle birlikte var olan herkesin, uzakta veya yakında hepimizin ortak belleğinin kaybolmuş parçaları…

İlya Ehrenburg, Anılar” adlı otobiyografisinin başlangıcında şöyle der: “Her kitap bir günah çıkartmadır. Anı kitaplarıysa uydurma kahramanların arkasına gizlenmeye çalışmadan yapılan bir günah çıkartmadır.

Forrest Carter’ın “Küçük Ağaç’ın Eğitimi” adlı kitabında Kızılderili büyükbaba torunu Küçükağaç’a şunu söyler: “Geçmişi bilemezsen, nereye gittiğini de bilemezsin.” Çok doğru bir söz… Ayrıca ünlü İngiliz tarihçisi Prof. E. H. Carr “What is History?” [Tarih nedir?] adlı kitabında şöyle yazar: “Geçmiş, bugün ve gelecek tarihin sonsuz zinciriyle birbirine bağlıdır.” İşte ben de bu özlü, çekici sözlerin doğrultusunda, kendi dünya görüşüme göre, aklıma estiği gibi anlatmaya ve yazmaya soyunuyorum, ama olabildiğince kronolojik bir sıraya uymaya çalışarak. 

Çocukluk yıllarımdan beri yaşadıklarıma dair devamlı notlar alırım. Bunlar birer günlük değil. Sadece günü geldiğinde ortaya çıkartılan ve belleğin dostu olarak gördüğüm anımsatmalardır. Kimi notlarım çeşitli nedenlerden dolayı kayba uğradı. Ama birçoğunu yıllarca koruyabilmeyi başardım. Yine de belleğime çok güveniyorum. Beni çok az yanıltmıştır. Şimdi sıra artık bu hatıraları canımın çektiği gibi anlatmak, birini dahi içimde tutmadan delifişek bir enerjiyle yazmak ve peşinden sırt dayayarak konforlu bir şekilde okumak için yaşamaya geldi. Bundan böyle anlatmak için yaşayacaksam:

Devamı Hayat derim…

[Anılarla yaşamak hayatın devamlılığında katkısı eksilmeyen bir tür reçete gibi. Bu alanda yer alan harmanlanmış anılarımın tamamı bir TV dizisi sanki.]

***📚***

error: Content is protected !!