Ütopik Turne~01 “STANPOLİ” Eksik Parçalar

2022 yılının mart ayında, büyük bir heyecanla Babaeski’den yola çıkmış ve doğduğum kente ulaşmıştım. Başlangıç tarihi olarak 1 Nisan’ı seçmem şaka gibiydi. Ara sıra kesintili de olsa, 23 hazirana kadar farklı rotalarda pedal çevirmiştim. Günün sonunda baktığımda çuvalıma sığınmış programın toplamında bir arpa boyu yol kat etmişim. Tabi yine de çok memnun ayrılmıştım. Iskaladığım ya da eksik bıraktığım parçaları bir gün nasıl olsa yaparım düşüncesiyle yoluma devam etmiştim.

İşte bugün durduğum noktada kendime yeniden bir hatırlatma yapıyorum. Zira İstanbul asla bitmez. Bitirilemez. Tabi şehir kendiliğinden veya daha fazla hırslı birilerinin zorlamasıyla değişebilir. Hatta bombok hale de getirilebilir. Acıdır, hüzünlüdür, ama şu gerçek asla değiştirilemez:

Kimse bu şehrin köküne kibrit suyu dökemez… Boğaziçi’yle, Haliç’iyle, Marmara’sıyla o her daim var olacaktır…

Bu kadim kenti ne Romalılar, Haçlılar, Bizanslılar ne de Osmanlılar yıkabildi. Hatta cumhuriyetle derdi olan muhteris inşaatçı kafalar bile tam manasıyla canına okuyamadı. Şehirler elbette değişir. Yeni dünya düzeninde bu daha hızlı ilerliyor. Bazen benim de sabır taşımı çatlatıyor bu ihanet dolu manevralar. Ama asla kayıp edilecek bir kent değildir İstanbul. Yıllar önce onu terk ettiğimde bile düşünsel olarak usum ve yüreğim hep onunla birlikteydi.

İşte şimdi tekrar o ütopyanın içindeyim. Eksik bıraktığım kısımlara da bakalım mı?

gEZENTİ şEREF ~ E-2026/004

Esinti Tarihi: Salı, 20.01.2026

KADİM KENTE ANTRE SURLARDAN İÇERİYE  

Ekranda parıldayan bu aydınlık, bir tarihçinin eseri değil. Sanat tarihçisinin hiç değil. Hatta kompetan bir şahsiyetin kaleme aldığı, klavye yardımıyla harfleri sıraladığı bir yazma eylemi de değil bu.

Karınca kararınca, kendi çapında gezerken yazmayı, yazarken gezmeyi seven birisi olarak söylüyorum bunu… Keşke her şey benim çocukluğumdaki ve gençliğimdeki gibi olsaydı da ben İstanbul’umdan ayrılmasaydım. Bugün de orada yaşamayı seçer, bisikletimle gezerken sınırsız rotaları hallaç pamuğu gibi atar, şehrin altını üstüne getirirdim. Her gün farklı bir yere…

Olsun yine kaldığım yerden devam edebilirim…

İstanbul’u ve İstanbul’da gezmeyi kafasına takmış, çok âşık birinin gezi ütopyası ancak bu kadar olur.

Bin yıldan fazla Bizans, neredeyse beş yüz yıl da Osmanlılar için çok büyük bir önem taşıyan bir kentten söz ediyorum. Bugün muhteşem geçmişinin üzerinde oturup, yaşayanlar dahi kendilerini İstanbullu sanıyorlar. Eski orijinal İstanbullular ne kadar önem verdiyse o kadar işte. Halbuki yeterince tanımadıkları bu güzel kentte gezmek, hele bisikletle gezmek, onu daha da yakından tanımak ne görkemli bir duygudur. İnsan her seferinde onun tarihine, sanatına, kültürüne, doğasına, manzarasına, beşerî yaşamına daha fazla saygı duymaya başlıyor.

OKUYAN DA BİLİR, GEZEN DE…  

İstanbul’da doğmakla birlikte zaman içerisinde yaşadığım yerleri sürekli çoğalttım. Her biri faklı lezzetteydi. Hiçbirinden zerre pişmanlık duymadım. Ancak doğup büyüdüğüm semt Erenköy ve mahallem olan Kozyatağı bana en fazla duygusal bağları aşılayan yer olmanın ayrıcalığını tattırdı. Oturduğumuz ev, yaşadığımız Şakacı Sokak, mahalle, komşu semtler, yakın mahalleler giderek İstanbul’la olan duygusal ilişkimi kuvvetlendirdi.

Bir de bastıbacak hallerimden itibaren her köşesine bazen haberli ama çoğu zaman ailemden habersiz, Kadıköy yakasının en ücra köşelerine kadar tespih taneleri gibi saçılmış mahalleler arasında koşturur dururdum… Ulaşım seçeneklerim boldu. Heyhat vasıtalar nadiren konforluydu ama tenhaydı ya, o bana ziyadesiyle yeterdi. Aklıma estikçe yürür, canım çekti mi tren, minibüs, otobüs gibi vasıtaları devreye sokardım. Sonra geldi bisiklet. İşte o delikanlılık zamanlarımda pedallara basan bacaklarım tabana kuvvet lafından kurtarmaya yetişmişti. Artık devir çift tekerli zamanlardı.

Pedallar ayaklarımın altında mutluluktan uçarken arka sokakları keşfetmeye başlamıştım. Ama işte bir türlü bildiğim çeperlerin dışına çıkamıyordum. Yani Anadolu Yakası kadar tanımıyordum Avrupa Yakası’nı. Evet, akraba ziyaretleri, kaçamak kimi girişimler çözüm sunuyor gibi görünse de kifayetli değildi.

Okuyan mı, gezen mi bilir diye çokça sorulur ya… Ben her ikisini de ters çevirerek olumluyorum. Okurken de gezersin ve çokça bilirsin. Gezerken de okuyabilir ve bilgi sahibi olursun. Ama yine de okuyarak gezmek herhalde en doğru yaklaşım olacaktır.

Hangi İstanbul

Kimine göre Avrupa Yakası, yani özellikle şehir surlarıyla çevrili olan Fatih ilçesi tek İstanbul sayılıyor. Herkesin İstanbul’u kendine diyeceğim de öyle değil tabi. Evet, kuşkusuz, Tarihi Yarımada İstanbul’un tarihsel olarak en eski parçası.

Ama işte bir de benim de sevdamın yattığı, kalbimin küt küt attığı bir parça var. O da Körler Ülkesi diye bilinen Kadıköy. Ve kesinkes bu yakanın en güzel muhitleri olan Erenköy, Suadiye ve Bostancı. O geometrik ve tarihsel açıdan bakıldığında biz İstanbullu değildik. Kadıköyü’ndendik. Üstelik karşıya vapurla geçeceğimiz zamanlar, İstanbul’a gidiyoruz derdik…

NEYİ PROGRAMLAMIŞTIM?  

Neyse; gelelim konumuza…

Bisikletle “STANPOLİ” Gezilerim” adını taşıyan 1 Nisan 2022 tarihli makalemde, yapmayı tasarladığım İSTANBUL gezilerinin uzun bir listesini çıkarmıştım. Aslında o döküm oldukça detaylıydı. İyi hazırlanmıştı. Kapsayıcıydı. Ve bugün de arkasında durduğumdan geçerliliğini aynen koruyor diyebilirim.

Yani tamamlanmış turlarımı vurgulanmış olarak belirtirsem, geriye eksik bıraktığım parçalar çok net olarak görünebilecektir.

(1) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ BAŞLARKEN

(1.1) İSTANBUL TURLARI ~ Edirnekapı

(1.2) İSTANBUL TURLARI ~ Maçka Parkı

(1.3) İSTANBUL TURLARI ~ Golden Horn (Haliç)

(2) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ TARİHİ YARIMADA

(2.1) İSTANBUL TURLARI ~ Tarihi Yarımada I (İlk Tepe)

(2.2) İSTANBUL TURLARI ~ Tarihi Yarımada II (Mese)

(2.3) İSTANBUL TURLARI ~ Tarihi Yarımada III (Şehrin Surları)

(2.4) İSTANBUL TURLARI ~ Tarihi Yarımada IV (Fener-Balat vs)

(3) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ BOĞAZİÇİ & RUMELİ KAVAĞI & RUMELİ FENERİ

(3.1) 2 Yakalı Boğaziçi

(3.2) Kavakların Rumeli’si Rumeli Kavağı

(3.3) Karadeniz’e Ulaşmadan Boğaziçi Bitmez

(3.4) Rumeli Feneri’nden Demirciköy’e Oradan İndim Sarıyer’e

(3.5) Yolu Uzatmanın Bir Yığın Yolu Var Mesela Zekeriyaköy

(3.6) Gümüşdere Simli Dere

(3.7) Hadi Şimdi de Kısırkaya’dan Çiftalan’a Göktürk’ten Kemerburgaz’a

(4) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ BELGRAD ORMANI

(4.1) Megapolün Son Yeşil Akciğeri ~ Belgrad Ormanı

(4.2) Çayırbaşı’ndan Yeşil Otları Koklayarak O2 Vahasına

(4.3) Kâğıthane Cendere Yolu’nu Takip Ederek Eğri Kemer’e

(5) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ BAKIRKÖY & KÜÇÜKÇEKMECE

(5.1) Güzel Atlar Yurduna ~ Bakırköy Turu

(5.2) İSTANBUL TURLARI ~ 19 Mayıs Özel Florya Turu

(5.3) Bakırköy’den Küçükçekmece’ye Bizans Sayfiyesinde Pedallar

(5.4) Avcılar Hodri Meydan

(6) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ KARABURUN

(6.1) Anamın Köyü ~ Çilingir

(6.2) Güneyden Kuzey’e Bir Gölden Diğerine

(6.3) Karaburun Kuzeyin Ucu

(6.4) Üçgenin Diğer Kenarından Teyzemin Köyüne ~ Hadımköy

(6.5) Keşke Tren Yolunu İzleseydim Ne İşim Var Kara Yolunda

(7) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ BÜYÜKÇEKMECE

(7.1) Bisiklet Yolunda Sayfiye Havası

(7.2) Büyükçekmece Gölü Etrafında Keyifli Bir Turlama

(8) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ ÇATALCA

(8.1) Çocukluğumun Hıyar, Kabakça’nın Gündöndü Tarlaları

(8.2) Çatalca’nın Köylerini Gez Gez Tükenmez

(9) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ ORMANLI

(9.1) Çatalca’dan Ormanlı’ya Tabiat Ana’nın Cömert Eseri

(9.2) Gökçeali’yi Unutmamak Adına Ormanlı’dan Akalan’a

(10) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ ÇİLİNGOZ

(10.1) Çilingoz Cömert Doğanın Harikalar Diyarı

(10.2) Üç Komşu İlin Üçlemesinde Kastro

(10.3) Karamandere’den Çatalca’ya Doğada Raks Ederek

(11) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ PRENS ADALARI

(11.1) Ada Sahillerinde ~ “Büyükada”

(11.2) Ada Sahillerinde ~ “Burgazada”

(11.3) Ada Sahillerinde ~ “Heybeliada”

(11.4) Ada Sahillerinde ~ “Kınalıada”

(12) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ AYDOS ORMANI

(12.1) Aydos Ormanı, İstanbul’un Boylu Terası

(13) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ ANADOLU KAVAĞI & POYRAZ & ANADOLU FENERİ

(13.1) Anadolu Kavağı’nın Dert Babası Marko Paşa

(13.2) Anadolu Kavağı’nın Tacı Yoros Kalesi

(13.3) Edmondo de Amicis’ten Ara Güler’e Beykoz

(13.4) Poyraz Esintisi

(13.5) Anadolu Feneri’nde Balık Izgara

(14) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ ÜSKÜDAR

(14.1) Platoda Dizi Oynaşması ~ Kuzguncuk

(14.2) Üsküdar’a Gider İken Aldı da Bir Sıcak

(14.3) ALTIN ŞEHİR’den KÖRLER ŞEHRİ’ne

(15) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ KADIKÖY – CADDEBOSTAN – ERENKÖY

(15.1) Babaannemin Hayal Köyü ~ Kadıköy

(15.2) Cadı Bostanı’ndan Erenlere Babamın Köyü Erenköy’e

(16) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ BAĞDAT CADDESİ

(16.1) Bağdat Caddesi Hep Hareketli

(17) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ ERENKÖY – KOZYATAĞI – KÜÇÜKYALI vs

(17.1) Küçükyalı Arkeo Park’ta Satyros Manastırı

(17.2) Eski Şakacı Mahallem Artık Akla Ziyan

(17.3) Şakacı Sokak & Çevresi’nde Nostalji Madeni Arıyorum Sanki

(17.4) Bir Kez Daha Annemle Buluşmaya ~ İçerenköy

(17.5) Köşksüz Dünyada Ninemin Köyü ~ Merdivenköy

(18) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ FORMULA 1 (Inter City İstanbul Park)

(18.1) Pistte Dört Çeker Yarışına Katılan Çiftteker Pire🚲

(19) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ ANADOLU YAKASI DİĞER

(19.1) Erenköy’den Pendik Yek Dedik

(19.2) Pendik & Tuzla Tam Gazla

(19.3) Ballıca Bal Gibi

(19.4) Göçbeyli Göçmeden

(19.5) Kurnazlık Yapıp Kurna’ya Kadar Uzandım

(19.6) Kurtların Doğduğu Yer ~ Kurtdoğmuş

(19.7) Paşamandıra Yoğurtlama

(19.8) Üsküdar’dan Dere Güzeli Riva’ya

(19.9) Galiba Zerzevatçı da Mazide Kaldı

(19.10) Şevket Paşa Temaşa

(19.11) Polonyalıların Köyü Polonezköy

(19.12) Şile Yolları Bezden

(19.13) Riva’dan Şile’ye Kıyıdan Kıyıdan

(19.14) Eskiye Rağbet Eski Şile Yolu’ndan

(19.15) Formula 1 Pistinden Şile’ye

(20) Bisikletle “STANPOLİ” Gezileri ~ AVRUPA YAKASI DİĞER

(20.1) Merkezefendi’ye Test Sürüşü & Babamı Ziyaret

(20.2) Ayak Bileğim Arıza Çıkarmasa Bu İstanbul’un Biteceği Yok

(20.3) İstanbul’un Galerileri

(20.4) İstanbul’un Kapıları

(20.5) İstanbul’un Kütüphaneleri

(20.6) İstanbul’un Müzeleri

(20.7) Gülhane Parkı Kitap Okumaca

(20.8) Pierre Loti Tepesi’nde Kahve Molası

(20.9) Göktürk Göleti’nde Piknik Sefası

(20.10) Çiftalan Çiftetellisi

(20.11) Kilyos Killere Karıştı mı?

(20.12) Yenikapı’dan Bakırköy’e Zillerle

(20.13) Avcılar Sahili Masmavi

(20.14) Mimarsinan’dan Selimpaşa’ya

(20.15) Selimpaşa’dan Silivri’ye Zikzak Çizerek

(20.16) Silivri’nin El Değmemiş Doğal Köyleri

(20.17) Silivri’den Binkılıç’a

(20.18) Binkılıç’tan Çilingoz’a En Tepe Noktaya

(20.19) Binkılıç’tan Büyükçavuşlu Üstünden Germiyan Kilisesi’ne

SON SÖZÜM

İnsan şu upuzun listeye bakınca irkilmeden edemiyor. Evet, listeyi tamamladığımda şöyle bir bakakalmıştım. Hayretler içindeydim. 91 farklı rota. Hepsini hakkıyla yapmaya kalksam en az 91 gün demekti. Yani bu aynı zamanda İstanbul’da 91 gün konaklayacağım yere tutkallanmak demekti. Tabi ki üç ay kaldım. Ama eski tanıdık dostlarla buluşmalar, sevişmeler, gidenler, gelenler derken rutin bozuldu. Üstelik bir de buluşmalar zeminine yağmurlu havalar karışınca program sekansı iyice koptu gitti.

Şimdi geriye dönüp baktığımda programın sadece üçte birini gerçekleştirebilmişim. Yani 29 tanesini. %30 civarında. Ancak o gün de demiştim. Şimdi yine tekrar ediyorum. Üstelik yukarıdaki tabloyu hatırlatıcı duvarımdan indirmemek kaydıyla.

“Eksik kalan canımın içleri merak etmesin. Hiç şüphem yok ki elbet bir gün onlara da sıra gelir, keyifle oraları da keşfederim bisikletimle.”

Sadece yarım kalan “STANPOLİ” gezilerime değil elbet. Diğer “Bisikletle Türkiye” turlarıma da bir noktalı virgül koyuyorum…

Devam edecek… İzlemede kalınız efendim…

Bir sonraki esintide görüşmek üzere

Mürekkebe banmış esintili Sevgilerimle,

Gezenti Şeref

***…***

(*) Önceki Makale: Unutmayayım Diye

(*) Sonraki Makale: Ütopik Turne~02 “FIRDOLAYI ÇANAKKALE” Gözden Geçirilmiş

>>> [iÇERİKdİZİNİ]

***📚***

error: Content is protected !!