Pire🚲 ile “TÜRKİYE TURLARI” Stanpoli Gezileri: Gün 19
Bisikletim señorita #pire🚲 ile Türkiye Turları ~ “İstanbul” gezilerimin genişletilmiş devam eden güzergâhı, Tarihi Yarımada bölgesinde, şehrin tarihi dokusuna çok farklı dokunabileceğim Divanyolu Caddesi ve yakın çevresine olacak…
DİVANYOLU – MESE
Tarihi Yarımada’nın önceki bölümlerinde, özellikle 1’inci, 2’nci ve 3’üncü rotalarımda, bugünkü Sultanahmet Meydanı’nın Bizans ve Osmanlı dönemlerinde nasıl bir politik merkez olduğuna değinmiştim. Şehrin ilk tasarımında burası, Augusteion Meydanı, seçtiğiniz yöne göre, şehre gelirken yolunuzun bittiği ya da şehirden çıkarken yolunuzun başladığı noktaydı. Million Taşı da bunu gösteriyordu.
Eski zamanlarda Augusteion’dan (şimdiki Sultanahmet Meydanı), Dyrrachium Limanı’na (günümüzde Arnavutluk’taki Durres Limanı) uzanan 1000 kilometreden daha uzun olan Egnatia Yolu’nun (Via Egnatia) bir parçasıymış Divan Yolu. 4’üncü yüzyılda şehir surlarının inşa edilmesiyle birlikte ismi resmi olarak Via Regia (Kral Yolu) olarak değiştirilmiş. Ancak halk arasında Mese (Anayol) olarak anılmaya devam edilmiş.
Bizans İmparatorluğu döneminde yol önemini yitirmiş, eski canlılığına yeniden kavuşması ise Osmanlılar zamanında Topkapı Sarayı’ndaki toplantılara gidip gelen vezirler ve sadrazamlar tarafından kullanılması sayesinde olmuş. O günlerden itibaren “Divan Yolu” olarak bilinen bu yol günümüzde, “Yeniçeriler” sonra da “Ordu Caddesi” ile birleşiyor.
Divan Yolu Caddesi’nin Tarihteki Önemi
Sözünü ettiğim gibi… Divanyolu, Osmanlı İmparatorluğu devrinde saray ile devlet kurumları arasındaki protokol için kullanılan yola verilen addır. Topkapı Sarayında gerçekleşen Divan-ı Hümayun’a iştirak eden vezirler, elçiler, yüksek rütbeli paşalar ve diğer yüksek rütbeli memurlar buradan geçtiği için Divanyolu adını almış. Bizans İmparatoru I. Konstantin devrinde inşa edilmiş, tarih içinde İstanbul’un en önemli yolu olmuştur.
İki imparatorluğun “ana caddesi” olan Divanyolu’nda, Roma ve Osmanlı imparatorluklarının görmeye değer çeşitli tarihi kalıntıları yer alıyor.
Divanyolu, Roma imparatoru Büyük Konstantin’in Doğu Roma olmak üzere inşa ettiği bu kentin ana caddesinin, yani Mese’nin başlangıç kısmıdır. Bu uzun yol üzerinde, Çemberlitaş, Beyazıt ve Aksaray’da, aslında bugün de olduğu gibi meydanlar vardır. Geçmişte… Laleli’nin bitiminde, Aksaray’da bu ana cadde bir çatal yapar, güney çatalı Yedikule’ye, kuzeydeki de Edirnekapı’ya uzanırdı. Osmanlılar Beyazıt-Sultanahmet arasındaki caddeyi korumuşlar. Ve Saray’da toplanan Divan-ı Hümayun’a giden (ya da oradan dönen) vezirler, askerler ve başka görevliler buradan geçtiği için “Divanyolu” demişler. Ayrıca, Yeniçeriler de buradan geçtiği için sonradan Çemberlitaş-Beyazıt arasındaki bölüme onların adı verilmiş.
Bizans’ın mahzen ve sarnıçlarda tuttuğu su, fetihten sonra sebiller, şadırvanlar, havuzlar, bentler ve çeşmelerle halkın kullanımına sunulmuş. Hayırseverler bu dönemde çağa damgasını vuracak güzellikte hayratlar yaptırarak hem ‘sevap’ kazanmak hem de ‘kalıcı bir eserle tarihe geçmek’ için adeta yarışıyorlarmış.
17’nci yüzyıldan itibaren Osmanlı mimarlığında sebillerle birlikte çeşmelerin tasarlandığı görülür. Bunların genel karakteristiği… Çoğunlukla külliyenin ana giriş kapısı, ya da önemli sokaklara bakan köşelerinde yer almalarıdır. Bulundukları yerleri zenginleştiren, bağımsız anıtsal bir mimari yapı olmaları bu çeşme ve sebillerin özellikleridir. Örneğin… 1745 yılında yapılan Beşir Ağa Sebili de Beşir Ağa’nın yaptırdığı 14 çeşmeden biri ve bu mimari tarzın en güzel örneklerindendir.
İşte Divanyolu, bu çeşme ve Million Taşı’nın bulunduğu noktadan başlar.
TARİHİ YARIMADA MESE GEZİSİ
Divanyolu’nda yürüyen sadece insan değildir. Sadece pedalları çevrilen bisiklet de değildir. Kültür ve tarihin tahtında yol almanın şaşkınlığı kadar cümbüşü de akar burada. Bazen tatlı bir rüya gibidir. Bazen gerçeğin göz kırpmaları insanın aklını çeler. Baştan çıkartır. Ayartan bu sesler ırmağında dolaşan, ışığın ve müziğin altın heykelleri olmalı.
Divan Yolu, dümdüz devam eden bir cadde değildir. Bir bakmışsın bambaşka yollara davet çıkarmış, kendini kaybolmuş hissedersin. Zira zamanla daralıp genişleyerek kendi harikalarını hazırlamıştır. Onu sadece bir ‘ana yol’ olarak da düşünebilirsin, bir dehliz gibi de görebilirsin. Ama onun asıl mucizeleri, dünün masalları gibi dipte kalsa da bugün her köşesinden sesli dillenme kudretine sahip olmasında.
Mesela… Beşir Ayvazoğlu, “Divanyolu: Bir Caddenin Hikâyesi” adlı kitabında bir roman kahramanı gibi diri ve derinlikli bu caddeyi o özgün üslubuyla yeniden konuşturuyor. Okuyanlar bilir. Yaşar. Tanıklık eder.
Divanyolu; hiç abartmıyorum, şiirle romanın sinematografi ile tarih bilgisinin, masalla gezginlik merakının arasından parlayan bir kitap gibidir.
Rota Planlamam
Birbirini takip eden üç rotanın yer aldığı gezi alanım yine İstanbul’da… Fatih ilçesi sınırları içinde yer alıyor…
Tıpkı önceli gibi bu turlarımın da çıkış noktası, misafir olarak kaldığım ev Mecidiyeköy’de olduğundan her defasında Şişli’den Taksim’e pedallayacak ve gezilerimi esasen Taksim Cumhuriyet Anıtı’ndan itibaren başlatmış olacağım. Maceraperest bir gezenti havasında, bazen bisikletim elde Yüksek Kaldırım’dan Karaköy’e ineceğim… Bazen de Tünel’den F2 Füniküler hattını kullanarak Galata Köprüsü’ne varmış olacağım. Yolculuğum Sirkeci ve Sultanahmet istikametinde devam edecek.
Şehrin Divan Yolu/Mese Yolu kapsamında, Cağaloğlu ve Çemberlitaş Bölgesini, Yeniçeriler Caddesi ve Beyazıt bölgesini, sebilleri, çeşmeleri, sarnıçları, kalıntıları, dini yapıları, türbeleri, hamamları, müzeleri tek tek fotoğraflayacağım. Daha sonra Sahaflar Çarşısı, Beyazıt Meydanı ve İstanbul Üniversitesi bölgelerini gezeceğim. Buradan Süleymaniye Camisi ve Külliyesi’ne geçip Vefa, Direklerarası ile Şehzadebaşı çevresinde tarihi mekânlara da uğramayı borç bileceğim kendime. Son olarak Forum Tauri, Laleli ve Aksaray çevresinde turlayacak, birbirinden önemli yapılara ziyaretlerimi gerçekleştireceğim. Tabi bu Tarihi Yarımada Mese serüvenlerinde sadece dışarıdan fotoğrafladığım yerlerin bir de iç mekân ziyaretleri olacak. Buna dair de planlarım var.
Son Söz
Doğrusu; yolun tamamını bisikletle 10 dakikada, tempolu bir yürüyüşle ise 15-20 dakikada kat edebilirsiniz. Ama geçmişten öyküler duymak, tarihe dokunmak istiyorsanız frene basın ve yavaşlayın. Etraftan gelen sesleri dinlemeye çalışın. Bu yoldaki her taşın, her binanın anlatacakları var. Tarihi camilerin, eski okulların, kütüphanelerin ve ünlü anıtların, hepsi bu yolda sizi bekliyor. Çoğu orijinal olan taşlara ve duvarlara dokunduğunuzda yüzyıllar önce burada yaşamış insanlarla el sıkışmış gibi hissedeceksiniz kendinizi. Sadece üç büyük imparatorluğun değil, zamanında tüm dünyanın başlangıç noktası olmuş bir yol Divan Yolu. Yalnızca dikkatle gezilmeyi değil, saygıyı ve korunmayı da hak ediyor.
Mese’de ilk rotamla başlıyorum.
***…***
(*) Önceki Makale: Pire🚲 Soğuk Duşun Altında Zımba Gibi
(*) Sonraki Makale: İSTANBUL TURLARI ~ Tarihi Yarımada II (Mese): 6. Rota
Bir sonraki “Tarihi Yarımada – Mese” ajandasında görüşmek üzere; sevgiyle kalın,
Gezenti Şeref
