gEZENTİ şEREF ~ E-2017/025
Esinti Tarihi: Pazar, 28.05.2017
İnsan bir damla su olmadan yaşamayı düşünebilir mi? Ben düşünemem! Belki kendini hayata adamış bir canlı olarak ölmeyi hayal edemiyorum. Bundan ötürü olabilir mi?
Kim bilir belki de ölüm, pastanedeki o yaşlı adamdı. Bedava bir bardak limonata ikram eden cins bir ruh. Sonra nedense ölümü Marguerita Duras’a benzettim. Denemelerinden birinde, 1987’de gökyüzünde kayan bir yıldızı izlerken, yüz yetmiş dört yıl önce kaybolduğunu düşündüğü bir yıldızdan bahsediyordu. “Ölüm aynı zamanda bu an, bu anı bilmeme düşüncesidir.” Beni düşünmeye iten şey, ölümden kaçmak ve ölümle yüzleşmekten kaçınmak düşüncesi miydi? Ve hayatta kalma bağlamında suyun yeri neredeydi?
Elbette herkes gibi ben de uzun süreli egzersizlerden önce, sırasında ve sonrasında bol miktarda su içmenin önemini biliyorum. Bisiklet turu da farklı değil. Vücudumun doğru dürüst çalışması için yeterli ölçüde suya ihtiyacı var. Tur sırasında karınca kararınca su içmemek, performansımı ve zihinsel kapasitemi, örneğin uyanıklık seviyemi ve hızlı karar verme yeteneğimi geçici olarak olumsuz etkileyebilir.
Dolayısıyla, ihtiyaç duyulduğunda su kaynaklarına ulaşabilmek son derece önemli bir meseledir. Diğer yandan bisiklette su taşımanın çeşitli yolları var. En yaygın olanı ise kolay erişim için bisiklet kadrosuna takılan matara kafeslerinin kullanılmasıdır.
Şimdi izin verin, suyun derinliklerine doğru yüzmeye başlayayım…
ASLINDA NE KADAR SUYA İHTİYACIM VAR?
Evet, canlılar dünyasında su zaten en hayati şey. Kavurucu sıcakta bütün gün bisiklet sürerken, daha da biyolojik önem yükleniyor. Yanımda yeterli su taşıdığımdan emin olmak için, su tüketimimi hesaplayıp iki su kaynağı arasında yetecek kadar su almam gerekiyor.
Tabi suyun temini sadece bisiklet kullanırken tüketmek için değil. Başka alanlarda da kullanmam gereken bir husus.
Her şey sırasıyla…
İÇME SUYU İHTİYACI
Normal bir bisiklet sürüş gününde, yaklaşık 4 litre su rahatlıkla tüketilebilir. Bu elbette hava durumuna bağlı bir şey. Sıcak bir iklimde bunun iki katı kadar su tüketebilirim. İçmenin yanı sıra, süttozu, toz kıvamında kurutulmuş meyve suyu, çay ve kahve demlemek için de suya ihtiyacım var.
YEMEK PİŞİRİRKEN SU İHTİYACI
Doğada günlük kamp yapmak, o günün zaman dilimlerinde kendi yemeğinizi pişirmek anlamına gelir. Her türlü tahıl, baklagil ve kurutulmuş gıda pişirmek için önemli miktarda suya ihtiyaç duyulur. Özellikle baklagiller ıslatılmalı, kurutulmuş gıdalar ve tahıllar ise pişirmeden önce yıkanmalıdır. İyi bilindiği üzere, kamp tencereleri küçüktür. Kaynama sırasında su seviyesi düştüğünden ekstra su eklemek zorunda kalabilirim. Bazı insanlar içme suyundan tasarruf etmek için kurutulmuş gıda taşımayı tercih etmez. Ancak normal gıdaların kendisi zaten su içerir. Ve bu bir fark yaratmaz. Bana gelince… Uzak yerlere giderken, kurutulmuş gıdalar, tahıllar ve baklagiller benim için tek seçenektir.
BULAŞIK YIKARKEN SU İHTİYACI
Doğada günlük kamp yapmak, aynı zamanda kamptaki mutfak eşyalarının günlük temizliği anlamına da gelir. Evet, günün sonunda, aslında hemen her yerde, sabah-öğle-akşam yolda lezzetli yemekler pişirmenin bir dezavantajı var. Bulaşıklar!
Bulaşık yıkama prosesi çok su tüketilebileceği anlamı taşıyor. Kirliliğe bağlı olarak, bulaşıkları temizlemek için yaklaşık yarım litre veya yaklaşık 1 litre suya ihtiyaç duyuluyor. Yapacak çok şey yok ama olabildiğince su tasarrufu yönünde akıllı olmalıyım. Bazen, iktisatlı su kullanımı, bana bulaşıkları yıkamayı es geçip, daha sonra bir su kaynağı bulduğumda ‘dezenfekte etmem’ gerektiğini düşündürtüyor. Dere, ırmak, göl gibi akarsular, kumsaldan elde edebileceğim kum, toprak kalaylamak için birebir.
GÜNLÜK ÇAMAŞIR YIKARKEN SU İHTİYACI
Haydaaa! Çaresi olmayan şeylere katlanmak zorunda mıyım? Efendim, sabun ve suya ihtiyacım var… Bisiklet turlarımda kamp yapmak, giydiğim kıyafetleri de her gün yıkamak anlamına geliyor. Mataradaki, termostaki suyla çamaşır yıkamak imkânsız. Ancak iç çamaşırı ve çorap gibi küçük eşyalar az miktar suyla dondurucu poşetlerinde yıkanabilir. Bu ufak giysiler, kimse fark etmeden halka açık yerlerde bile musluk suyu altında yıkanabilir. Denemesi bedava! Bu nedenle kıymetli içme suyunu çamaşır yıkamak için boca etmek hiç mantıklı değil. Neyse ki, Türkiye’de yollar boyunca bolca çeşme var. Bu çeşmelerden bazıları yanı başında veya hemen arkasında ücretsiz kamp alanı sunuyor… Haliyle bu da temizlik eylemini gerçekleştirmek için mükemmel bir olanak sağlıyor. İyi huylu insanların yaşadığı köylerde, sorunsuz, zahmetsiz ve hiçbir telaşa kapılmadan, ortak kullanıma açık bir çeşmede, yaylakta, ya da yemlikte çamaşır yıkamama izin verilebileceğini düşünüyorum.
İŞ GÜNLÜK DUŞ ALMAYA GELİP DAYANINCA
İşte vazgeçilmez köpüklü bölüm sahneye geliyor. Sabun ve şampuan kokulu perdeler açılsın…
Bisiklet turlarında yabanda, doğada kamp yapmak, günlük vücut temizliği anlamına da gelir. (Hijyen elzem bir konu olduğundan.) Bu nedenle banyo yapmak ve duş almak son derece önemlidir. Tecrübeyle sabittir. Bir galondan daha az suyla banyo yapmak mümkün. Elbette ben de her gün uzun boylu banyo yapmayacağım. Küveti dolduracak ne zamanım ne de tesisatım var. Oysa basit usul duş alırken konfor talep edecek halim yok. Gerek bile duymam.
Sözün özü, kendimi temizlemek, akşam yemeği pişirmek, bulaşık ve çamaşır yıkamak ve ertesi gün su bulana kadar içmek için yeterli suya ihtiyacım olacak. Bütün mesele bundan ibaret.
Gelin ufak çaplı bir hesap yapalım. Cebire, logaritmaya, trigonometriye gerek yok. Çıplak, net bir matematik bu. Banyom için 4 litre… Yemek pişirmek ve temizlik için 2 litre… Ve günün geri kalanında, hatta ertesi gün su bulana kadar yudumlamak için 2 litre olmak üzere… Günde toplam 10 litre suya ihtiyacım olacak!
Vay canına! Peki, bunu kim taşıyacak, yahu! Hesap şaşmaz. Sanırım ben yanımda sadece içme ve yemek pişirme suyunu taşıyacağım. Banyo meselesini arada sırada öğretmen evlerinde, iktisatlı otellerde halledebilirim. Bunun yerine, duş alabileceğim herhangi bir yer bulamak önceliğim. Zaten bu konuya daha önce değinmiştim. (Bakın: Bisiklet Yolculuklarımda Nasıl Temiz Kalacağım?)
Evet, her gün taze bir duş almak benim için şarttan öte bir alışkanlık. Öyleyse bir litre su terden ve kirden arınmak için yeterli. Diyelim suyum azaldı. Hatta kullanabileceğim su hiç kalmadı. Dünyanın sonu gelmedi ya! Uyku tulumuma girmeden önce koltuk altlarımı, yüzümü, boynumu ve diğer terli bölgelerimi temizlemek için az miktarda içecek suyumla kuş banyosu yapabilirim. Olmadı kolonyalı mendiller ne işe yarar? Abartmıyorum ıslak mendil kişisel hijyen temizliğinde hayat kurtarıcıdır.
Ayrıca ilkbahar, yaz ve sonbaharın bir bölümünde derelerde, şelalelerde, akarsularda ve göllerde hızlı duş almak harika. Üstelik ücretsiz!
BİSİKLET & EKİPMAN TEMİZLİĞİ SU İHTİYACI
Arap Sabunu lezzetinde bir diğer bahis da bu. Bisiklet turlarında yolculuk ve doğada kamp yapmak, ekipmanların günlük olarak temizlenmesi anlamına da gelir. Özellikle yağmurlu günlerde çamurlu veya dağ bayır gibi tozlu yollardan geçtikten sonra. Balçıkta uyuduktan sonra çadırı temizlemek… Bisikletimdeki çamuru yıkamak… Bisiklet aksesuarlarını yıkayıp paklamak… Ve diğer kamp ekipmanlarını temizlemek için suya ihtiyacım olacaktır. Ne var ki, bu türden temizlik muameleleri, bir su kaynağı bulana kadar her zaman ertelenebilir. Böylece yakınlarda su bulacağımdan emin değilsem suyumu israf etmem gerekmez.
O ZAMAN SIRA SU PINARINI ARAYIP BULMAYA GELİR
Gelecekteki yazılarımdan birinde, bisikletle yolculuklarım boyunca, tepelerden inip çıkarken, kırsal bölgeleri pedallarken beni mutlu edecek ücretsiz su kaynaklarına da değinmek istiyorum.
- Şişelenmiş sular
- Matara ve termos suları
- Çeşme suyu
- Akarsular
- Su kaynakları
- Dereler, nehirler
- Çaylar, çavlanlar, şelaleler
- Göller, göletler
- Sahil duşları
- Petrol istasyonları gibi tesisler
Bir sonraki esintide görüşmek üzere…
Mürekkebe banmış esintili Sevgilerimle,
Gezenti Şeref
