Bisiklet Yolculuklarımda Yemeğimi Nasıl Pişireceğim?

**KAMP~2017-005**

Müebbet bir hayalim var. Bir bisikletim olsun ve ülkeyi baştan sona dolaşayım. Bisiklet sürerken eski kibirlerimi kırıp, ilham verici şeylere yeni hayat pencereleri açayım. Evet, hayalimdeki “gEZENTİ bİSİKLET” macerası sadece “iKİ tEKER bİR dÜNYA gEZER” tadında bir seyahat planlaması değil. Salt aşırı ilginç ve yalnız dolaşan bir erkek bisikletçi olma hevesi de değil. Evet, evet… Yalnız vatan coğrafyasında (yüksek ihtimalle gelecekte yurt toprakları ötesi bir dünyada) bisikletli kâşif olmakla kalmayacak, aynı zamanda doğada harika bir açık hava aşçısı ve çok iyi bir fotoğrafçı da olacağım. Bu kendime verdiğim yeni fikirlere sınır tanımayan bir söz. Kendi başına yolda geçen bir hayat. Kulağa ürkütücü ama aynı zamanda son derece heyecan verici geliyor. Arkanıza yaslanın ve düşünün. Burada kamp, ​​orada kamp. Kamp ateşinin başında veya ocakta tek tencere/tava içerisinde arzuladığım ölçülerde yemek pişiriyorum. Üstelik gelecekteki yazılarımda paylaşacak birçok püf noktasını da beraberimde götürerek!

Pekâlâ. Önce güvenlik. İster inanın ister inanmayın ama doğru. Doğada açık havada yemek pişirmek evde yemek pişirmekten daha tehlikelidir. Orman yangını riski, sıcak yağ sıçramasından dolayı yanma, vahşi ve aç hayvanların saldırma tehlikesi, engebeli yüzey nedeniyle yemeğin dökülüp saçılması gibi olasılıklar her zaman mevcuttur.

Zaten hayatımda her şey bir öğrenim eğrisinden ibaret değil mi? Eminim ki kamplı bisiklet turları yapma konusundaki notlarım zamanla daha da yükselecektir. Doğal bir öğrenme sürecinin içindeyim ya. Bazı güvenlik kurallarına da uyduktan sonra, doğada kendi yemeklerimi pişirmek hem kolay hem de keyifli hale gelecek.

BİSİKLET TURLARIMDA NE YEMELİYİM?

Uzun mesafeli bisiklet yolculuklarında, tüm gün boyunca bisiklet sürmek zor. Evet, benzin parasını ödemeyeceğim. Ama bisikletin motoru ben olacağım. Yiyecekler de yakıtım olacak. Motorun sağlam çalışmaya devam etmesi için elimden geldiğince sağlıklı beslenmem gerekecek. Sağlıklı derken, salata ve az yağlı sütten bahsetmiyorum. Hayır dostum, beni ayakta tutacak, iyi dengelenmiş, yüksek enerjili bir beslenme düzeninden bahsediyorum.

Dolayısıyla, aşağıdaki temel besin grupları, değişken miktarlarda da olsa, dengeli bir beslenme düzenini oluşturdukları için canlı bir beden için oldukça önemlidir:

  • Karbonhidratlar
  • Proteinler
  • Yağlar
  • Vitaminler
  • Mineraller
  • Lifli Yiyecekler
  • Su

Karbonhidratlar

Karbonhidrat tüketmek vücuduma enerji yüklemenin en hızlı yolu olacaktır. Ancak iyi karbonhidratlar ile kötü olanlar arasındaki farkı iyice anlamam gerekiyor. Zararsız karbonhidratlar daha uzun süre yavaş ve sürekli enerji sağlarken, zararlı karbonhidratlar kan şekerimi çok hızlı bir şekilde yükseltecektir.

Bisiklet turlarında vücuda zarar veren karbonhidratlarla ilgili sorun şudur:

Enerjiyi çok hızlı tüketirsin ve tekrar yorgun hisseder, hatta yeniden aç kalabilirsin.

Diğer taraftan makbul, karışık karbonhidratlar yersem, bisiklet tepesinde daha fazla dayanabilirim. Bu da öğünler arasında daha uzun süre bisiklet sürmeme olanak tanıyacaktır.

İyi karbonhidrat örnekleri:

  • Baklagiller
  • Tam tahıllı yiyecekler
  • Kuruyemişler
  • Meyveler
  • Patates

Zararlı karbonhidrat örnekleri:

  • Rafine şeker
  • Konsantre meyve suları
  • Kuru ve yaş pastalar, kurabiyeler
  • Beyaz ekmek, makarna ve pirinç

Proteinler

Kas grubunun iyileşmesi ve yenilenmesi için proteine ​​ihtiyaç vardır. Dolayısıyla her gün yeterli protein almak çok önemlidir. Çünkü vücudum proteini yağ gibi depolayamaz. (Ki bu da bir sonraki alt başlık.) Baklagiller, tahıllar ve kuruyemişler günlük ihtiyacı karşılayacak kadar protein içerir. Et ve yumurta mükemmel protein kaynaklarıdır. Ancak uzun mesafeli bisiklet yolculuklarında taze et ve yumurta saklamak zor. Bunun farkındayım. Galiba ben bir çözüm olarak, haşlanmış yumurtayı üç güne kadar bisiklet heybelerimde taşıyabilirim. Et konusuna gelince, onu her gün alıp, pişirip mümkün olan en kısa sürede tüketmeliyim. Bu ister tavuk, balık gibi beyaz, ister dana, koyun gibi kırmızı et cinsinden olsun. Fark etmez. Tabii ki, fıstık ezmesi bisiklet seyahatleri için protein ve yağ almanın bir numaralı yoludur. Nutella gibi süper proteinli, çikolatalı fındıklı kremayı da unutmamak gerekir.

Yağlar

Normalde bunlar sürekli enerji devinimi açısından ikinci en iyi seçenektir. Ama maalesef çıkmaz bir durum var! Yani kazanma ihtimali olmayan vaziyetten söz ediyorum. Tepeye tırmanmak gibi aktiviteler için enerji artışına ihtiyacım olduğunda, yeterince hızlı yağ yakamayabilirim. Tabi bu, yağlı yiyecekler yememi engellememeli. Aslında, stoğumdaki karbonhidrat bittiğinde, midem guruldadıktan hemen sonra yağ yakmaya başlamam gerekir. Bisiklette erimeden ‘taş gibi sert’ yağ taşıyamayacağım için, seçeneklerim çoğunlukla doymamış yağlarla sınırlı olacak. Açık sözlülüğü severim. Ben ne doymuş ne doymamış yağ tarafgiriyim. Ege’nin zeytinyağı, pişireceğim her yemek için bir numaralı tercihimdir. Ancak Trakya’nın şahane ay çiçek yağı da mönüme uygun diğer alternatiftir.

Vitaminler & Mineraller

Enerji sağlayan ve köprü görevi gören maddeler söz konusu olduğunda, vitaminler ve mineraller vücudun gelişmesi ve normal şekilde işlev görmesi için gerekli olan temel elementlerdir. Bilinen vitaminler arasında A, C, D, E ve K yer alır. B vitaminleri grubunda ise tiamin (B1), riboflavin (B2), niasin/nikotinik asit(B3), pantotenik asit (B5), piridoksal (B6), kobalamin (B12), biyotin ve folat/folik asit bulunur.

Bunun yanı sıra, birçok mineralin de sağlık bakımından gerekli olduğunu not düşmeliyim: Kalsiyum, fosfor, potasyum, sodyum, klorür, magnezyum… Demir, çinko, iyot, kükürt, kobalt, bakır, florür… Manganez ve selenyum.

Yani salt fıstık ezmesi ve çikolata kreması tek başına yaşamı idame ettirmeye yetmez. Vücudumun bağışıklığını, dayanıklılığını artırmak, sağlıklı bir yaşam sürmek için vitaminlere ve minerallere ihtiyacım var. Taze sebze ve meyveler vitamin almanın harika yollarıdır. Ancak bunları bisiklette taşımak yine de zor işlerden biri. Ağırlıkları, kaplayacakları yer ve uzun süre çürümeden saklı tutmak bakımından.

Ne yazık ki sebzeler temiz hava almazlarsa çabuk çürüyor. Hatta sıcakta hızla kuruyorlar. Meyveler de aynı şekilde. Üstelik bisiklet çantalarında ezilme riskiyle karşı karşıyalar. Uzun saatler boyunca bisiklette taşıyamayacağım için, yol kenarındaki tarlalardan taze meyve ve sebze toplayabilirim. Ya da çiftçilerden (umarım beleş) alabilirim. Koşullar ne olursa olsun, yoğun nüfuslu yerlerde seyahat ederken taze sebze ve meyve yemeyi unutmamalıyım. Şayet tazesine erişemeyeceğimi düşünürsem veya uzak bölgelere gidiyorsam, her zaman bir kutu multivitamin hapı taşıyabilirim.

TENCERE & TAVADA YEMEK PİŞİRME

Şimdi yemek hazırlama işinin en ilginç kısmına gelelim. İlk bakışta kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak tencereler kutu gibi küçük. Ocaklar minnacık. Sıcak yemeklerin taşma, dökülme riski ise büyük. Evde, rahat bir ortamda olmadığımı ve imkanımın epeyce kısıtlı olduğunu hatırlamalıyım. Derin bir tencerede yemek karıştırırken, devirmemeye özellikle dikkat etmeliyim. Bazı ocak sistemleri boyca yüksek. Ayrıca zeminin bozukluğu riski daha da artıracak sebepler arasında. Sadece düz olmayan toprak değil, sert esen bir rüzgâr bile tencereyi devirebilir.

Bunların dışında, mini minnacık kamp ocağında tencere ve tava kullanarak yemek pişirmek tıpkı evde yemek fokurdatmak gibidir.

KAMP ATEŞİNDE PİŞİRME

Doğada kamp yapmanın en güzel yanlarından biri de tüm alanın bana ait olması. Etrafta kimsecikler yok. Ve ben şahane bir kamp ateşi yakıyorum. Bir süre sonra odunlar kor halindeki küllere dönüşüyor. Şimdi yalaz odun tozu, gecenin lezzetli sofrası için hazır görünüyor. Közde sucuk, patates, domates, biber, soğan, sarımsak, patlıcan ve mısır pişirmek, karnımı doyurmanın harika bir yolu.

Uzun süre yanacak bir köz elde etmek için meşe gibi sert bir ağaç bulmalıyım. Kestiğim odun parçalarını önceden hazırladığım ocağın içine düzgünce yerleştirmeliyim. Alevleri kor haline gelene kadar yelpazelemeliyim. Ondan sonra, pişireceğim malzemeyi közlerin üzerine koyup ara sıra çevirebilirim. Bir tarafta mangalda pişmiş sucuklar, diğer tarafta ise sebzelerin pişip pişmediğini görmek için çatalımı batırıyorum. Yanmış kısımları soyup biraz tuz ekliyorum.

Ve afiyet olsun!

ŞİŞTE PİŞİRME

Bilindiği gibi ızgara kebabın çok çeşitli yolları var. Şişte çevirme de bunlardan biri. Közün yanında, bu pişirme yöntemi bana aşırı bir heyecan veriyor. Mantar, sucuk, sosis, dilimlenmiş domates, soğan, biber, patlıcan, köfte ve marshmallow şişte pişirilebilecek yiyeceklerden bazıları. Elbette, alevlere dokunmadan açık ateşte de pişirebilirim. Böyle olsa bile şişleri közün üzerine koymak çok daha iyi bir yöntem. İşin en güzel yanı; temizlenecek hiçbir kap kacağın görev almaması!

DÜDÜKLÜ TENCEREDE PİŞİRME

Yemekleri hızlı pişirmek için buhardan ve yüksek basınçtan yararlanma prensibi ile çalışan tencere mi? Kamp alanlarında gerçekten var olabilir mi? Evet, doğada seyahat edenler için minik düdüklü tencereler bilfiil mevcut. Bunları internetten satış yapan mağazalarda gördüm. Gelgelelim ben gerek kendisinin nispeten ağır sıklet olması, gerekse kapaklı normal bir kamp tenceresinin basınçlı pişirme ortamını simüle etmek için yeterli olması nedeniyle düdüklü bir tencere taşımayı tercih etmiyorum.

Eğer kuru fasulye, barbunya, bezelye, nohut gibi baklagiller tüketmek istiyorsam, sanırım konserve olanları tercih edeceğim.

FIRINDA PİŞİRME

Yok artık!

Evet, uzun mesafeli bisiklet turlarında fırında yemek pişirmek! Kulağa hoş geliyor tabi. Ama bu kez, normal bir mutfak fırını yerine kamp ateşinden faydalanacağım.

Közde yemek pişirmek için alüminyum folyo kullanılması konusunda bir tartışma var. Bir zamanlar tamamen sorunsuzdu. Kimse alüminyumun beyin hasarına neden olduğunu bilmiyordu. Sonraki yıllarda, beyinde alüminyum birikiminin günümüz Alzheimer hastalığına neden olabileceği konusunda hayatı tehdit eden bir tartışma yaşandı. Bir süre sonra buna karşı çıkıldı. (Belki de alüminyum folyo şirketleri için kazan-kazan stratejisiyle ilgili bir müzakere durumu.)

Her neyse. Alüminyumun yemeğime girmesini önlemenin bir yolu var. Yemeğimi hazırlıyorum… Fırın poşetine koyuyorum… Veya pişirme kağıdına sarıyorum… Alüminyum folyoya sarıyorum ve közde pişiriyorum… İşte bu kadar! Ancak, sıcak alüminyum ve kızgın közle uğraşırken ellerimi yakmamaya dikkat etmeliyim. Her halükârda ilkyardım çantamda bir yanık kremi bulundurmalıyım.

BİSİKLET TURLARIMDA YİYECEĞİMİ NASIL SAKLAYABİLİRİM?

Uzun mesafeli bisiklet yolculukları yaparken veya vahşi doğada, açık arazide kamp kurarken, bazen günübirlik, bazen de birkaç günlüğüne temin ettiğim yiyecekleri saklamak için çeşitli yollar mevcut. Bu konuyu, kamp konusuna odaklanacağım bir sonraki aşamada ele alacağım. (Aslında, bisiklet turlarında kamp kurmayla ilgili birçok yazı ESİNTİLER kategorisinde de yer alacak.)

  1. Yiyecekleri taze ve serin tutma
  2. Dökülebilir yiyecekleri koruma altına alma
  3. Heybelerde yiyecek depolama

Of, ooof… Bu uzun kamplı bisiklet yolculuklarımda öğrenmem ve deneyimlemem gereken o kadar çok şey var ki! Eh, ne yapalım yani? Neticede ben bir hayat öğrencisiyim.

SIRADA NE VAR?

Sıradaki yazımda, Çıktığım Yolculuklarda Kamp Ekipmanı Bakımı mevzusuna genişçe değineceğim…

Öyleyse, bir sonraki KAMP macerasında görüşmek üzere

Doğaya adanmış gönülden Sevgilerimle,

Gezenti Şeref 

***…***

(*) Önceki Makale: Bisiklet Yolculuklarımda Nasıl Temiz Kalacağım?

(*) Sonraki Makale: Çıktığım Yolculuklarda Kamp Ekipmanı Bakımı

>>> [iÇERİKdİZİNİ]

***📚***

error: Content is protected !!