gEZENTİ şEREF ~ E-2017/020
Esinti Tarihi: Cumartesi, 13.05.2017
Yurtdışına açılan sınırları zorlamanın hayalleri genişletmek anlamına gelebileceği gerçeği göz önüne alındığında, bazen an’da yaşamak zor olabiliyor. Planlı bir güzergahı olan yolculuk hayatı, ülkenin ötesindeki gizemli rotaları keşfetmeye giden an’ı yaşama sevincimi baltalıyor gibi görünebilir.
Sonra, görmezden gelmeye çalıştığım bir yığın travma var. Özellikle kendi sınırları içinde tuğlalarla hapsolmuş bir yurt dünyası mevcut iken. Mola verip bir düşünün. Bir ülkenin yönetici otoritesiyle, zalimi utangaçça takip edip öven cehalet düşkünü bir halkla… Dahası mevcut bürokrasinin elleri ve/veya savunucuları tarafından gerçekleştirilen acımasız ekolojik soykırımla olan ilişkinin köşelerine sinsice sızan kopukluklar var. Kâbus gibi bir gerçek ama böyle. Üstelik o ülkenin ötesinde macera dolu, yeni deneyimler ve yeni ilişkilerle dolu bir hayat yaşamak istiyorsun. E, öyleyse işleri biraz değiştirmeye istekli olmalısın.
Ben böyle yapacağım…
Zaman Birçok Farklı Seçeneği Değerlendirme Anı
Bu, komşu Yunanistan’a veya Yunan adalarına günübirlik bir gezi olabileceği gibi, Bulgaristan’da, Kafkasya’da bir hafta sonu veya Gürcistan, Ukrayna’ya uzun süreli bir yolculuk da olabilir… (Üzgünüm ama asla İran, Irak, Suriye veya diğer Ortadoğu coğrafyasına gitmem. Rüyamda görsem bile… Belki inançsız biri olduğumdan. Belki de bu laik olmayan kaotik ülkelerin farklı kültürel davranışları övmesi yüzünden!)
Bu da namuslu bir tavırdır. Ülkemdeki insanlarla sinir bozucu dini, milli ve ipe sapa gelmez, itici siyasi sohbetlerden her zaman kaçınırım.
Seyahat rotalarımın planına gelince… Sabitlenmiş bir güzergâh tasarımı yapmak pek işime gelmiyor. Hayat değişken. Yollar karmakarışık. Bu nedenle belirlediğim rotalarda ufak tefek oynamalar yapmayı daha çok yeğliyorum. Açıkçası yola çıktığımda her şeyin pattadak değişeceğini biliyorum. Merakım ve romantik ilgim beni yeni maceralara sürükleyecektir. Adım gibi eminim bundan. Neden ona rotamı en yakın yere değiştirme şansı vermeyeyim ki?
Söz gelişi bir sonraki durağıma kadar çok uzun bir yol olabilir. O yola girmeden önce dinlenmek isteyebilirim…
VİZE KONUSU
Öncelikle nereye gitmeyi umduğuma ve en önemlisi nereden geldiğime bağlı olarak, vize masrafları ciddi miktarda yük oluşturabilir. Ve elbette konsoloslukların talep ettiği sistemde abartılı bir başvuru süreci söz konusu olabilir. Özellikle ikincisi, son derece sıkıcı ve sinir bozucu bulduğum ve Avrupa Birliği ülkelerinin gözü önünde küçümsenmekten nefret ettiğim korkunç bir konu. Maalesef “Ret” yeme hidrofobisi dünya vatandaşı insanını en çok yoran büyük bir mesele.
T.C. vatandaşları olarak, dünyadaki en ‘kötü’ pasaportlardan birine sahibiz. Ne yazık ki Türkiye orta düzeyde gelişmiş bir kapitalist ülke. Kişi başına düşen Milli Geliri (GSYİH) oldukça düşük. Bu, gelişmiş Batı ülkelerine kıyasla 10.500 dolar civarında. Dolayısıyla, Türk pasaportuna sahip olmanın sonuçları çok ağır. Seyahat planlarım için en güç zamanları oluşturuyor. Uzun bekleme süreleri, karmaşık şartlar, talepler ve yüksek ücretler… (Çocukluğumdan beri yurt dışına seyahat etmeme rağmen, aynı süreç hâlâ geçerli!)
Yeterince anormal; vize almak ise işin zor ve aldatıcı kısmı. Bilindiği üzere, her ülkenin vize konusunda farklı kuralları var. Bazıları davet mektubu istiyor, bazıları “bizim” gibi insanları ülkelerinde istemiyor bile.
Aklımdan şöyle hırtlamba bir fikir de geçmiyor değil. Sınırda bir kapıya varmışım. Karşımda o izbandut çerçeveli bedenler. (Hadi biraz abarttım, ama ütopya aşkına olsun be!) Tuhaf davranışları var. Gümrük memuruna rüşvet vermem gerekebilir. Veya geçerli bir sebep olmadan para isteyebilirler. Şaka gibi. Ama gerçek hayat akışında neler, neler olmuyor ki.
Vize Araştırma ve Başvuru Süreci
Malum, bazı ülkeler için vizeler sınırda alınabilirken, bazıları önceden randevu gerektiriyor. Bazı ülkeler içinse bir seyahat acentesi olmadan alamayacağım bir davet mektubuna ihtiyacım olabilir.
Her halükârda, seyahat etmeyi düşündüğüm her ülkenin vize şartlarını önceden dikkatlice araştırmalı. Ve her belgenin birden fazla kopyasını hazırlamalıyım.
Neyse ki, belirli çok taraflı anlaşmalar uyarınca Gürcistan’a (365 gün), Ukrayna ve Ermenistan’a (90 gün), Belarus ve Azerbaycan’a (30 gün) girmek için vizeye ihtiyacım olmayacak. Çoğu Balkan ülkesi de vize gerektirmeyecek ve kalabileceğim maksimum gün sayısı 90 gün.
Ama Yunanistan, Bulgaristan ve Rusya, her ne kadar hemen yanı başımızdaki komşular olsalar da, vize başvuruları ve ücretleri çok farklılık gösterdiğinden (100-150€), bu ülkelere geçmeyi düşünürsem önceden bilgi edinip bütçemi buna göre ayarlamam gerekiyor.
SORUNSUZ VİZE ALABİLMENİN İPUÇLARI
Son olarak şuna da değinmek isterim:
- Ziyaret edeceğim ülkenin USD, € veya yerel döviz cinsini nakit olarak yanımda bulundurmam gerekiyor.
- Çoğu ülke 15-30 günlük vize veriyor, bu yüzden rotamı buna göre planlamalıyım.
- Bazı ülke konsoloslukları, “yaşadığın ülkene geri dönme” garantisi talep edebilir. Bu yüzden büyükelçiliğe gerçek kanıtları sunabilmeliyim.
- Bana nerede kalacağımı sorabilirler. Onlara bir otel adı ve adres vermeliyim. Kampa gideceğimi asla söylememeliyim.
- Seyahatim sırasında vize gereksinimleri değişebilir. Bu nedenle vize başvurusunda bulunmadan önce tekrar araştırma yapmalıyım.
Şimdilik vize konusundaki bu yazı bu kadarcık olsun.
Bir sonraki esintide görüşmek üzere…
Mürekkebe banmış esintili Sevgilerimle,
Gezenti Şeref
