Bisiklet Yolculuklarımın Bütçesi

gEZENTİ şEREF ~ BTF-2017/005

Tarih: Cuma, 12.05.2017

Bütçe tasarımları her nedense çocukluğumun hayallerinden biriydi. O küçük yaşlarımdan beri kumbaramdaki varlığımla bütçe planları yapardım. 63 doğumlular olarak tutumlu çocuklardık vesselam. Nasıl birikim yapacağız, nereye para harcayacağız, biriktirdiklerimizi nerede ve kiminle paylaşacağız. Bilirdik bunları. Yıllar yılları kovaladı. Bütçeler hayatımın içinde varlığını korudu. Hatta yaşantımın büyük bir parçası olduğunu iddia edebilirim.

Bu nedenle olmalı eğitim ve kariyer alandaki tercihimi muhasebe ve işletme dalından yana kullandım. Deneylerime deneyler katarak çok iyi bir muhasebeci ve finansçı oldum. Otuz yıldan fazla ömrümü verdim profesyonel mesleğime. Başlangıçta defter tutan basit bir muhasebeciydim. Sonraları finansal kontrolör, muhasebe müdürü, finans müdürü. Derken mali ve idari işler direktörü, CFO. Hatta ortaklık teklif edenler bile oldu. Reddettim.

Konumuza dönecek olursak…

Bütçe bir iltifat aldığımda hesaplarımı buna uygun olarak ayarlamam içindi. Bizim Türkçedeki “ayağını yorgana uzat” deyiminde olduğu gibi. Herhangi bir finansal planı daha sık övmek sadece kendimi iyi hissetmemi sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu plan hakkında kendimi iyi hissetmemi de sağlıyor. Bir harcama planı hazırlayıp ona sadık kalabilirsem, planladığım “Ülke Çapında” bisiklet turlarım için toplamda ne kadar finansal kaynağa ihtiyacım olacaktır önceden bileceğim. Ancak ne kadar harcayacağımı bilmeden makul bir bütçe oluşturmam imkânsız.

GELİR & MALİYETLER

Önceki bisiklet turlarıma dair maliyetlerle ilgili yazılarımda, kabaca ne kadar finansa ihtiyacım olacağına dair bir fikir vermeye çalıştım. Ama artık elime bir kalem ve kâğıt alıp, geçimimi sağlamak için elde edeceğim gelir ve giderleri özenle yazmaya başlamanın zamanı geldi. Her türlü kaynağı, her türlü faturayı, her türlü harcamayı, her şeyi.

Burada bazı masraflar listelenmiştir, ancak daha fazlası da olabilir:

a) Konut Maliyetleri

*Yiyecek ve İçecekler

*Bakım Onarım Giderleri

*Diğer Harcamalar

b) Kamu Hizmetleri

*Elektrik

*Su

*Gaz

*Cep Telefonu Faturaları

*Internet

c) Yükümlülükler

*Kredi Borçları

*Şahsi Borçlar

*Parasal Destekler

d) Sigorta Giderleri

*Konut Sigortası

*Sağlık Sigortası

*Yurtdışı Seyahat Sigortası

e) Çeşitli Giderler

*Yurtiçi Seyahat Harcamaları

*Yurtdışı Seyahat Harcamaları

*Sosyal Harcamalar

*Abonelikler

Bu maliyetlerin bir kısmı temel ihtiyaçlar iken, bir kısmı da ya zorunluluk ya katkı ya da nakdî değer olarak gereksiz olduğundan liste kısaltılabilir. Gelir ve giderlerimin tam listesini yaptıktan sonra, mantalitemi (tutum, bakış açısı, zihniyet) değiştirmeye başlayabilirim.

İLK ADIM: BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMEK

Bu yeni hayat tarzımda bisikletli bir göçebe olacağımı kabullenmek ilk adımdır. Ayrıca artık düzenli bir ev hayatına, ya da sıradan itaatkâr bir ev hayatına ihtiyacım yok. Bundan böyle yüksek miktarlarda para akışım yok. Ve çok param olmadan da gayet iyi yaşayabiliyorum.

Gezegenin bir yerlerinde, birileri her gün parasız, evsiz yaşıyor. Bittabi ben de öyle yaşayabilirim. Tek yapmam gereken “ihtiyaçlar” ile “istekler” arasında ayrım yapabilmek. Çok parasız bisikletle seyahat etmek, köprü altında yaşayıp çöp karıştırmak anlamına gelmiyor. Yüklü bir hazine sandığım olmadan da seyahat edebileceğim anlamına geliyor. Büyük bir mirasa veya başkalarından gelecek maddi desteğe hiç ihtiyacım yok.

Şu ana kadar iş hayatım süresince edindiğim birikimler hayatımın garantisi oldu. Sırf bu nedenle bile gelecekte herhangi bir zorlukla karşılaşmayacağım. Bunu asla yadsıyamam. Ancak hayatımdaki bu yeni ‘meydan okuma’ uğruna, yani emeklilik gelirimle seyahat işlerimi yürütüp tasarruf edebilme imkânına sahip olabilmek için, bu birikimlerin tek kuruşuna bile dokunmayacağım.

Bütçe Hedefi

Hedefim bu yaz (2017) bisiklet turlarına başlamak. Gelgelelim Türkiye bisiklet turlarının ana rotası ise ancak 3 yıl sonra gerçekleşecek. Bugünden neden bu kadar erken planladığımı başka bir yazının konusu olarak ele alacağım. Bugün önemli olan kısım, o gün geldiğinde evden yaklaşık 7.000$ (40.000-TL) ile ayrılabilecek olmam.

Bu fon kaynağı, Türkiye gibi bir ülkede tek başına rahatlıkla 5 yıldan fazla yetebilir. Ama, benim gördüğüm, bütçeme aylık en az 500 dolarlık ilave kaynak aktarımı olacaktır. Yani, birikimlerimi yıllık yatırımlar için sermaye rezervi olarak saklayabilirim. Masraflarımı düzenli emeklilik maaşlarından karşılayabilir, ayrıca her ay Tasarruf Hesabıma hatırı sayılır bir meblağ ayırabilirim.

Ekmek ve peynir, kuruyemiş ve meyveler, domates ve muz, spagetti ve ton balığından oluşan bir beslenme düzeni, ayrıca çiftçilerin cömert ikramları, sokakta yatma ve odaklanmış, çileli fakat disiplinli bir irade sayesinde ülkenin çoğunu çok, ama çok ucuza gezebilirim.

İşte iyi, önceden düşünülmüş ve test edilmiş bir hipotez:

Orta düzeyde gelişmiş kapitalist bir ülkede yaşıyor olsam bile, gereksiz harcamaları çıkarırsam, yıllık gelirimin %25’iyle bir yıl boyunca yaşayabilirim. Gereksiz derken, ev kirası, faturalar, borçlar ve yiyecek ve temel ihtiyaçlar dışındaki her şeyi kastediyorum.

Öyleyse şimdi devam edelim ve bir sonraki adıma geçelim.

İKinci ADIM: YÜKÜMLÜLÜKLERİN ÖDENMESİ

Şüphesiz, bir gün hayatıma ipotek koyan bu yük, bu engel sonsuza dek sona erecek. Borç özdeği, bisikletli yolculuğumda büyük bir yük ve engel. Biliyorum, bizim gibi ülkelerde borçsuz yaşanmıyor. Ağalar böyle istiyor. Sistem bunu dayatıyor önümüze. Bana gelince. Ben oldukça kararlıyım. Öncelikle, para biriktirmeye başlamak için tüm borçlarımdan kurtulmam gerekiyor. Bu benim ilk önceliğim. Önemli olan bakış açımı değiştirmek. Borçları ödemek o kadar da zor değil yani.

Kızımın önceki şirket vergi borcunu ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini devraldım. Belirli bir süre boyunca onun adına bunları hallettim. Borcun kapatılması 2020 sonuna kadar biraz daha uzun sürecek. Diğer en önemli yükümlülüğüm ise oğlumun gelecekteki eğitimi ve kariyerine kesintisiz desteğim (katkım). Kendini ailesine ve evlatlarına adamış bir baba olarak bunları yok sayamam. Bu yükümlülüklerimden katiyen vazgeçemem.

Böylece bu zorunlu ödemeleri bütçeme dahil edip tur sırasında on-line ya da otomatik olarak gerçekleştirebileceğimi var sayıyorum. Ama en azından kredi kartlarımı, aboneliklerimi iptal edip fatura sayımı azaltabilirim. Öyle ya da böyle, kredi kartlarımı bu yılın başında tasfiye etmeyi başardım. Ne mutlu bana! Darısı bir yığın KK kullanıcılarına.

HADİ, BİSİKLET TURLARI İÇİN PARA BİRİKTİR!

Borçlarımı zamana yayıp aylık faturalarımı adil bir şekilde azalttığımda, para biriktirmek kolaylaşacaktır. Bazen irademi zayıf hissedip birikimlerimi “yeni bir şey” almak için harcama isteği ile karşı karşıya kalabilirim. Ama gerçekten kendime hâkim olmayı öğrenmeliyim. Sabırla ve inatla. Emekli maaşımın sabit bir yüzdesini tasarruf hesabıma yatırıp bunu bir “gider” olarak gördüğümde, paranın buhar olup uçtuğunu düşünebilirim. Bu yolla yeni bir harcamayı uslamlamaktan feragat edebilirim. Çünkü o varlık zaten orada olmayacaktır.

Hı-hı… İşte bu!

DÜŞÜK BÜTÇEYLE BİSİKLET TURU

Hiç de hayal değil, gerçek. Önceki yazılarımda, bisiklet turu ekipmanlarının 1.000 dolardan (3.500 TL) 7.000 dolara (25.000 TL) kadar değişebileceğinden bahsetmiştim. Kaliteli ekipman satın almak için ortalama 4.000 dolar (14.000 TL) yeterlidir. Fakat bundan biraz daha ucuza ekipman satın almak da mümkündür.

Bu serüvenciliğin yaşayan örneklerinden biri de ben olabilir miyim? Zaman ve zihniyet bunu kanıtlayacaktır. Kim bilir, belki de tüm ekipmanlarım, bisiklet dahil, sadece bazı lüks elektronik cihazlar hariç, 3.000 ABD dolarından daha ucuza mal olabilir.

Elbette, önemli ekipmanlara biraz daha fazla para harcamak her zaman tavsiye edilir, ki ben de buna karşı koyamam!!

EKONOMİK BİSİKLET TURU DONANIMI HAKKINDA FİKİRLER

Diğer bisiklet turcularından ikinci el ama epey kaliteli ekipman bulabilsem de, henüz bu yöntemi tercih etmeyeceğim. Bazı vatandaşların ekipmanlarını sürekli olarak yenilediğini ve eskilerini, henüz “eski” olmasalar bile, satışa çıkardıklarını biliyorum. Şayet bu yolu seçecek olursam, internette nerede bulabileceğimi biliyorum.

Bazen perakendeciler özel günlerde harika indirim kampanyaları yapmakta. Diğer taraftan AliExpress her zaman ucuz ürünler ve ücretsiz kargo sunuyor! Tamam, malum Çin’den gelen ürünlerin kalitesi iyi olmayabilir. Bu yüzden öncelikli amacım önemli ürünleri kaliteli markalardan satın almak. Zaten Çin’den gelen hiçbir bisiklete, janta, zincire, bagaja ve gidona güvenemem. Çadır ve diğer kamp malzemeleri fena olmayabilir. Yine de tanınmış markalı olmalı ve çok sayıda iyi yorumları olmalı.

Kendi Ekipmanımı mı Yapıyorum?

Ah, HAYIR! Bu tür teknolojilerde nispeten beceriksiz biriyimdir. Birçok insanın kendi ekipmanını yaptığını gördüm. Örneğin, heybeler ve küçük çantalar yaygın, ancak bazıları kendi uyku tulumlarını ve çadırlarını bile yapıyor! Üzgünüm, benim buna ne zamanım ne de sabrım var. Ve elbette, ilk denemede el yapımı bir çadırla ülke çapında bir bisiklet turuna çıkmak hiç akıllıca değil. Lakin ikinci sınıf ekipmanı test edip yolda kendi kalite kontrolümü yapabilirim. Neden olmasın?

“Azı Karar, Çoğu Zarar” Sözünü Kim Söylemiştir?

Kuşkusuz ben de bu felsefeyi biliyorum. Yalnız sanırım kendimi tutamıyorum. Belki de bir çeşit bulaşıcı hastalık bu. Hâlâ yolda ihtiyacım olabilecek her türlü ekipmana sahip olmam gerektiğine inanıyorum. Gerçi sonunda onlara ihtiyacım olmayacak. Ve bir gün kendilerini tavan arasında bir kutuda bulabilirler.

Açıkçası, sadece temel donanıma ihtiyacım var. Gerisi fantezi (lüks).

Peki, Gerçekten İhtiyacım Olan Şey Nedir?

*Bir bisiklet

*Ekipmanı taşımak için bir sistem

*Geceyi geçirmek için bir uyku sistemi

*Temel giyim

*Temel kamp mutfağı gereçleri

*Hijyen ürünleri

*Güvenlik ürünleri

*Navigasyon sistemi

Bunlardan başka her şey yolculuk hayatında önemsizdir. Sadece konfora yarar.

Para Harcamadan Bisiklet Turu Nasıl Olur?

Bu, benimsediğim yeni hayat tarzı değişikliğinde yöntemsel bakış açımı asla saptırmayacağım tek eğilim. Bisiklet turu camiasında da pek yaygın değil, ama bazı insanların meteliksiz bisiklet turuna çıkabildiğini okudum. Bu bana, 70’lerin hippilerinin ceplerinde para olmadan, sırf gezmek için dünyayı dolaşmasını hatırlatıyor. Eğlenceli fakat çileli olmuştur. Günümüzde durum biraz farklı. Konseptse aynı. Yardım elini uzatmanız, uzmanlığınız veya sadece iyi bir insan olmanız karşılığında beleş yemek yiyebilir, uyuyabilir ve seyahat edebilirsiniz.

Üzgünüm. Ben şahsen gönüllü olarak deneyleyeceğim yurtiçi ve yurtdışı bisiklet turlarımda bugüne değin çalışarak kazandığım gelir ve birikimlerime güveniyorum. Eğer bir gün bu kaynaklar tükenirse, o zaman ‘hipster’ bir bisikletçi olmayı seve seve düşünebilirim.

Bu zihniyetim, başından beri reddettiğim yaşam sponsorluğu meselesine karşı da aynı duruşu sergiliyor çünkü ben özgür bir adamım ve ailem dışında hiçbir kişiye, kuruma, sektöre bağımlı olamam. Bu nedenle işlerimi kendi başıma halletmek istiyorum.

Sponsorluk yolu çok net olmasına rağmen, buna hesap verebilirliğin reddi diyorum. Bisiklet sektöründe PR peşinde koşan etkili biri değilsem, sponsor bulmak zaten zor. Esasen satıcılar benim “destansı” yolculuğumla ilgilenmez, sadece satışlarını artırıp artırmayacağımı umursarlar. Önemli bir izleyici kitlem olsaydı, biraz ücretsiz ekipman, hatta masraflarım için para alabilirdim. İyi de peki sonunda ne oluyor? Cevap çok açık. O zaman bile, neredeyse satıcı için çalışıyor olurdum ve bu hiç de sanıldığı gibi eğlenceli olmazdı. Oysaki seyahatler şenlikli olmalı. Değil mi ama?

Güzel. 7 binlik mangır a kadar her şeyi rahatlıkla yapabilirdim – ekipman, kamp, ​​bisiklet, ulaşım vs. Sponsorlara sahip olsaydım kendileri bana daha fazla para kazandırabilirdi. Ancak kendimi kısıtlanmış hissederdim. Üstelik beni memnun olmayacağım belirli güzergahlara bağlarlardı.

Öte yandan, izleyici bir kitlem olsaydı sponsorluk için yalvarmak zorunda kalmazdım. Bunu bağlı olarak aktivitelerimi “Sosyal Medya” kuruluş pazarlamasıyla nakde çevirebilirdim. Ama gerçekten istediğim bu mu? Buna gerçekten ihtiyacım var mı?

Hayır, öyle düşünmüyorum!

Bisiklet Turu Sırasında Para Kazanmak

Doğru. 21’inci yüzyıldayız. Ve çalışmak için fiziksel olarak ofiste bulunmam gerekmiyor. İş istasyonumu cebimde taşıyabilirim. En güzel yanı da süpersonik teknoloji meraklısı olmam gerekmiyor.

Haklısınız. İnternet dünyasında muazzam miktarda iş var. Dahası istesem bisikletimle seyahat ederken çok yönlü becerilerimi kullanıp makul miktarda para kazanabilirim. Bir işi 10 doların katları olan herhangi bir fiyata listeleyebilir ve birisi hizmetimi satın aldığında kendisine teslim edip ödeme alabilirim. Ayrıca her şeyi saatlik işlerde yapmak yerine, işim için sabit bir fiyat belirleyebilirim. Sabit fiyat her zaman daha iyidir. Çünkü seyahat ederken saatlik çalışmak ziyadesiyle zordur.

Gerçekten böyle bir iş macerası isteseydim, acaba neye girişirdim? Gerçekten sepetimde yapabileceğim birçok iş var. *Serbest Yazarlık… *Düzeltme ve Düzenleme… *Temel Grafik Tasarım… *Web Sitesi Yapımı… *Sosyal Medya Yönetimi…

Girişimcilik ve mesleki deneyimlerimi kullanarak çevrimiçi olarak farklı profesyonel iş hizmetleri bile sağlayabilir ve seyahat ederken para kazanabilirim. *Muhasebe hizmetleri… *Muhasebe ve Vergi Danışmanlığı… *Mali Kontrol, Finansal Raporlama ve Denetim… vs. vs. vs.

Aslında liste yapmak saçma. İstediğim işi yapabilirim. Dilediğim hizmeti verebilirim. Belirlediğim fiyatı koyabilirim. Arzu ettiğim zaman diliminde çalışabilirim. Ve canımın istediği her yerde paramı çekebilirim.

Oysa; soru şu: “Böyle yapmayı gerçekten istiyor muyum?

Otuz yılı aşkın bir süredir profesyonel bir hayat yaşadığım için artık çalışmak istemiyorum. Sadece seyahat etmek istiyorum ve bunu önce bisikletle, sonra belki karavanla, belki de birkaç yıl sonra ikisiyle birden yapmak istiyorum.

Diyelim ki paralar suyunu çekti.

Ne yüzsüzlük! Kızımdan bir tür macera fotoğrafçılığında bana yardımcı olmasını isterdim. Ya da oğlumdan animasyon ve grafik tasarım hizmetlerinde bana yardımcı olması için melodik bir nezaket isterdim. Ya da kendimi geçmişe gitmeye zorlar ve sokak müziği çalmak için gitarımı da yanıma alırdım. Ha-ha-ha… Tüm bu yetenekler güzel ama gitar bisiklete binmek için biraz ağır… Belki oğlumun mızıkasını alabilirim. Evet, bu daha hafif ve iyi bir seçenek. Arsızlığın daniskası işte!

Seyahat ederken para kazanmanın başka yolları da olduğunu biliyorum. Örneğin blog ve YouTube’da video çekimleri yapıp bir satır yazı oluşturmak gibi. Blog yazmak kolay olanı. Bir gezenti olduğum için yolculuklarım hakkında yazabilirim! Seyahat blogları artık popüler. Ancak ilgi görüp para kazanmak zor olsa da yine de iyi bir fikir. Neyse, iyi kötü bir web sitem var. Blogumu reklamlarla, satış ortaklığı ürünleriyle veya yazdığım e-kitapları satarak para kazanabilirim.

Bu şahane fikirler güzel görünüyor…

Ama bana göre değil. Misal web sitemi ele alalım. Açıkçası blogumun şu anki haliyle ben gayet iyi hissediyorum. Reklam yok, ortaklık pazarlaması yok, sadece edebiyat dünyasından yolculuk içeriklerim var!! Ayrıca ileride mutlaka yer vereceğim “Yaşamımdan Damıtılmış Anılar”, “Şakacı Sokak” ve “Yapıtlarım” kategorileri söz konusu. Ben farklı dünyalarda hareket eden bir gezentiyim. Buna ne demeli?

Kaldı ki sırf para kazanmak için YouTube’da video yayınlamazdım. Ama böylesi bir girişim yıllarca canlı kalabilecek kişisel bir arşiv oluşturmanın güzel bir yolu olurdu. Tek sorun, blog yazmaktan daha karmaşık olması, çünkü videolarımı düzenleyip YouTube’a yüklemek için bir bilgisayara ihtiyacım olacak. Sonny, he-elllp!!

Daha genç yaşlarda olsaydım ve param az olsaydı, seyahat ettiğim her yerde yerel işletmelerde çalışarak emekçi-gezenti bir dünya yaratırdım kesinlikle. Ayrıca, sadece beceri gerektiren bir macera olması nedeniyle de eğlenceli olurdu.

Londra’daki gençlik günlerimde olduğu gibi, restoranlarda, kafeteryalarda ve pansiyonlarda bulaşık yıkayarak, garson veya uşak olarak, bazen resepsiyonist olarak veya bir kütüphanede kütüphaneci olarak veya bir kitapçıda satış temsilcisi olarak çalışabilirdim. Çok iri ve güçlü bir adam olduğum için inşaat işçisi olarak da çalışabilirdim. Tamam. Zor ve tehlikeli ama iyi para kazandırıyor. Daha fazla hayal gücü… Çiftliklerde meyve toplayıcı, sebze hasatçısı veya fidan veya tohum ekici olarak da çalışabilirdim. Ağabeyimin çiftliğinden bu konuda yeterince deneyimim var. Ancak, iyi para kazandırmadığını biliyorum. Yine de her zaman eğlenceli.

Ah, bütün bu fikirler… Çok güzel… Hâlbuki bırakın da istediğim gibi devam edeyim… Telaş yok, ama acelem var!

AKILLICA OLAN BÜTÇEMİ SINIRLAMAKTIR

Ülke Çapında Bisiklet Turlarında yollarda para harcamaya ne dersiniz?

Bir an düşünelim; uzun mesafeli bisiklet turlarım için yeterince para biriktirdim. İyi bir nokta. Bu, yola çıkmaya hazır olduğumu gösteriyor. Ama madalyonun diğer yüzü de var… Kayıt tutmadan harcarsam, kaynaklarım beklediğimden yakın bir zamanda tükenecektir. Fişleri saklamalı ve harcamalarımı günlük olarak yazmalıyım. Bu şekilde, ne kadar harcadığımı tam olarak bilecek ve bütçemi dengelemek için harcamalarımı azaltacağım.

[Bir muhasebeci olarak bunu kime anlatıyorum? Estağfurullah ama… Hay aptal kafam! Sanki ben bu yaklaşımı izlemezdim.]

Günlük Bütçem

Harcamalarım için günlük bir limit belirledim. Günde 10 dolar. Şüphesiz bölgeye/şehre bağlı olarak bundan daha yüksek veya daha düşük bir limit belirleyebilirim. Bu, özellikle bir pansiyonda veya otelde kalmam gerektiğinde geçerli. Limitin altında harcama yaparsam sorun yok. Ama limiti aşarsam da endişelenmem. Fena değil hani. Muhtemelen ertesi gün daha az harcarım.

Aylık Bütçem

Belirlediğim günlük limite uyduğum sürece aylık limiti aşmayacağım doğrudur. Ancak beklenmedik, şaşırtıcı harcamalar cüzdanımı yiyebileceğinden planlarım suya düşebilir.

Eğer sınırları zorlamaz veya söz konusu limite ulaşamazsam, harika!

Bazen yerel lezzetleri tatmak veya gerçekten ihtiyacım olmayan bir şey satın almak isteyebilirim. Bu durumda ne kadar çok tasarruf edersem o kadar rahat seyahat edebilirim. Kontenjan (yedek akçe) ayırmak her zaman iyidir.

Toplam Bütçem

Bisiklet turumu bitirmeden param biterse hiç iyi olmaz. “Paralar suyunu çekti, ağanın da forsu bitti.” Eve erken dönmemek veya bir sonraki tura kadar sadece makarnayla idare etmemek için günlük ve aylık limitlerime ustaca uymam son derece önemli.

Acil durumlarda (karışabileceğim kazalar, evden gelen üzücü veya moral bozucu haberler vb.) bisikletimle geri dönmeyi planlasam bile eve dönmek için bahaneler üretme ihtimaline karşı, bütçemdeki ulaşım biletlerinin fiyatını da göz önünde bulundurmalıyım. Kendime bakmak için, sadece acil durumlar için ayrı yerlerde fazladan nakit taşımayı planlayabilirim. Bu aslında istediğim bir şey değil. Banka kartını taşınabilir nakit varlığına karşı daha fazla tercih etmekteyim.

Cüzdanı Güvende Tutmak

Cüzdanımı yalnızca sokak haydutlarından değil, aynı zamanda bankalardan ve onların politikalarından da korumam gerektiğini belirten istatistiği biliyorum.

Nakit Parayı Güvende Tutmak

Kâğıt banknotları bölüp sele borusuna, gidona ve çantalara saklamak her zaman en iyi yöntemdir. İç çamaşırlarıma ve çoraplarıma gizli cepler dikebilirim. Hatta askerlerin kullandığı para keselerinden edinip göğsümde de saklayabilirim.

Gaspçılarla, yankesicilerle karşılaşırsam biber gazı kullanmaktan çekinmem. Eğer o anda bunu yapamıyorsam, cebimi boşaltıp onlara biraz para verip bisikletim için pazarlık edebilirim. Mal canın yongasıdır. Fakat can daha tatlıdır. Bu, kâbusun son çaresi ve böyle bir durumu hayal etmek imkânsız. Bazı turcuların bu korkunç deneyimi yaşadığını ve hareket bile edemediklerini okumuştum.

Defansa geçip, dövüşmek, insanın yapabileceği en cesurca şeydir. Ancak sonuçları önceden düşünülmelidir. Çok daha istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Her halükârda bir yedek planım mutlaka olmalı.

Banka Hesapları ve ATM Kartları

En kötü senaryo ise ATM’lerin kartımı yutması, manyetik şeridin üzerine yazılması, bankamın mantıksız sebeplerden dolayı hesabımı bloke etmesi veya kartımı kaybetmem.

Bu yüzden, farklı bankalardan edinebileceğim birden fazla ATM kartı taşımam gerektiğine inanıyorum. Ya da bu fikri belirsiz buluyor ve bankaya gerçekten güvenmem gerekiyorsa, seyahat programımda bir şubenin bulunduğundan emin olmalıyım. Bu nedenle, özellikle mesai saatleri içinde, gerekli nakdi köşedeki herhangi bir ATM’den değil, banka şubesinin önündeki ATM’den çekmeliyim.

Bu arada, pratik olması bakımından banka kartı her yerde kullanışlıdır. Mağazalarda, marketlerde, otellerde vb. Sırf bu nedenle gerçekten ihtiyacım olandan fazla nakit taşımayı düşünmüyorum. Yine de ekipmanım çalınırsa diye ATM kartımı yanımda güvenle saklamalıyım.

SIRADA NE VAR?

Bütçe planlaması oldukça eğlenceli bir konu… HARİKA… Bir sonraki HESAP~KİTAP gönderisinde, Bisiklet Yolculuklarımda Harcamaları Nasıl Azaltabilirim konusunu inceleyeceğim.

Görüşmek üzere; sevgiyle kalın,

Gezenti Şeref

***…***

(*) Önceki Makale: Bisiklet Yolculuklarımın Beklenmeyen Masrafları

(*) Sonraki Makale: Bisiklet Yolculuklarımda Harcama Kesintisi

>>> [iÇERİKdİZİNİ]

***📚***

error: Content is protected !!