Bir ülkenin keşfedilecek yerlerini en iyi gezerek öğrenirsiniz. Şehirlerine girip-çıkarken, sırtınızda çanta sakin bir ruh esintisiyle yürüyüp terinizi akıttığınız için, onları olduğu gibi hatırlarsınız. Oysa sadece bir motorlu araçla giderken sadece yüksek binaların, köprülerin, ışıltılı tabelaların rengine kapılır, vızır vızır geçen yayaların farkına varabilirsiniz. Dolayısıyla üzerinden geçtiğiniz toprakları yürüyüşle olduğu kadar iyi hatırlayamazsınız. (Pek tabi, burada arşınlamak eylemi yerine bisikleti de ekleyebiliriz…)
gEZENTİ şEREF ~ E-2023/001
Esinti Tarihi: Çarşamba, 04.01.2023
BENİM YUVARLAK DÜNYAM
Dünya… Dünya…
Onlarca uygarlığına ev sahipliği yapmış, coğrafyasıyla, doğal ve tarihi haritalarla, kendine özgü yemek kültürünün zengin varlığıyla dolu koskocaman bir diyarlar bütünü…
Peki ben bu diyarlar gezegenini ne kadar tanıyorum?
Ya, sen, bu diyarı ne kadar tanıyorsun?
İşte bu yıl (2023) uzun muhabbetli bisiklet turlarıma bir sahne arası verip, sırtıma aldığım “Vasfiye🎒” ile gezgince yollara çıkacağımın işaretlerini alıyorum. Velhasıl planlar bu yönde… Neredeyse yıllardır böyle uzun soluklu yolculuklara perde çekmiş, dünyadan uzaklaşıp Türkiye rotalarına odaklanmıştım. Gaza gelmenin tam zamanı!
Üstelik bu kez yalnız olmayacak, tek başıma seyahat etmeyeceğim. Ne mutlu bana!!!
E, öyleyse şimdi köpüklü biraları, patates cipslerini, zapping kumandaları, interneti filan bırakmanın tam zamanı. Tamam, en azından köpüklü biralarımı yanıma alabilirim. Nasıl olsa yollarda ona eşlik edecek midye tavayı, Arnavut ciğerini, Üsküp köftesini, Atina balığını, Viyana schnitzelini, Sofya güvecini, Gürcü haçapurisini bulurum.
Bisiklet Yerine Şiirsel Yolculuklar
Peki, neden bu yıl bisiklet turlarıma ara veriyorum?
Aslında Pire🚲’yi topyekûn garaja çekip bir kazığa bağlamıyorum. Bilakis, bulabildiğim boşluklarda çok sıkça “🚲&📖” okuma turları yapmayı hedefliyorum. Ancak 2023’ün ilk üç ayını kilitlemiş ve kendimi Ege’nin bir köyüne adayacağım önceden rezerve edilmiş bir takvim süreci söz konusu. (Bu aşamayı da anlatan makaleleri zamanı geldikçe paylaşacağım.) Sonraki üç ay ise yok genel seçimlerdi, yok başka nedenlerdi falan filan diyerek planlı uzun turlar yapmanın anlamsız olduğuna kanaat getirdim. İşte bu nedenle bu ve gelecek sene yörüngeyi dünya gezilerine çevirdim. Bazen planlı, bazen plansız. Bazen rotalı, bazen rotasız.
Başlangıçta hiç de kafa ağrıtmayan, vizesiz Balkan ülkeleri ve akabinde Avrupa’nın belli başlı ülkeleri, (elbette vize sorunu yaşanmadığı koşuluyla), Amerika, Kanada ve hatta Asya, Güney Amerika ülkelerinde dolaşmayı kafaya koydum. Bittabi her şeyi bütçem dahilinde uygulamayı tasarlıyorum.
Kısaca…
Dünyanın müthiş güzelliklerini keşfe çıkıyorum. Ayrıca bu yolculuk için kupon biriktirmeme, ben istemediğim sürece rezervasyon yaptırmama, bilet almama da gerek yok!
Her ne kadar vize başvuruları sırasında İngiltere ve Schengen ülkeleri konaklama rezervasyonları ve hatta satın alınması gereken yolculuk biletleri mevzuunda hassas duruyorlarsa da ne ABD ne Kanada ne de vizesiz Avrupa, Asya ve Latin ülkelerinin böyle bir ısrarı var. İlki prosedür olarak epeyce sıkıntılı bir sürece dayanıyor olsa da ben bu tip hazırlığı, başvuru an’ını, sonucun gelmesini bekleyişi her zaman heyecanlı bulmuşumdur. “Ret” yesem de dünyanın sonu değil. İstemezlerse gitmem. Ama sadece o diyardan mahrum kaldığım için üzülürüm. Nihayetinde ben bir gezentiyim. Dönüp geleceğim yer belli. Saros’umu ve Pire🚲’mi kimselere bırakacak değilim arkamda!!!
Ben şimdi en iyisi oyalanmadan toparlanmaya başlayayım.
Bana katılmak istersen sen de hazırlan derim. Zira bu blog yazılarıyla birlikte hayret verici bir yolculuğa çıkmak üzeresin.
Sırt Çantalı Gezgin
Keşif dedim, yolculuk dedim, haydi madem biraz ipucu vereyim. Sabah kahvaltısında Prizren’de, öğle yemeğinde Üsküp Arkeoloji Müzesi’nde, akşam yemeğinde Belgrad’ın Bohem mahallesi Skadarlija’da olacağız… Başka bir anlatımla; sabah kahvaltısında Sofya’da, öğle yemeğinde Atina Akropolisi’nde, akşam yemeğinde Bremen birahanesinde olacağız. Daha neler neler…
Yatıya nerede kalacağımız konusunda ise bir garanti veremiyoruz. Beş yıldızlı oteller olmayacağı kesin.
İyimser bir tahminle keseye uygun, ama düzgün, hijyen konusunda titiz, temiz, çiçek gibi, keyifli ve hoş görünümlü pansiyonlar, bed-sit’ler, oteller, airbnb’ler, apartlar olabilir… Hatta daha ileri gidersem, baykuş seslerinin hiç eksik olmadığı ıssız bir orman, yüzlerce yıllık bir kalenin, kilise kalıntısının içi ya da sesi bir ninni gibi gelecek bir nehrin, gölün yanı başı olabilir… Geceyi yorgan, yıldızları ışık, sevimli bir kitabımızı da yastık olarak kullanabiliriz. Kuşkusuz kamping tesisleri de her daim güzel bir alternatiftir. Çadırlar, karavanlar, bungalovlar, şaleler…
Ne olursa olsun bu seri yolculuğa çıktığımıza değecek…
Bu gezilerin yer alacağı seyahatnameler bazen vize, bazen bilet, bazen rehber, bazen eğlence, bazen anahtar yerine geçecek.
Jules Verne’nin eserinde geçtiği gibi seksen günde dünyayı dolaşmayacağız belki ama en az 180 hatırat yazısında dünyamızı gezeceğiz.
Başta da sözünü ettiğim gibi bu yolculukta benimle birlikte gezecek meraklı iki kişi daha var. Onlar ne kadar benim gibi pek ‘gezenti’ sayılmasalar da benimle seyahat etmekten keyif alan şahsiyetler. Hele bir yola çıkalım kendileriyle tanışırsınız.
Hey, bir dakika, koca bir valiz hazırlamaya kalkmayın sakın! Sırt çantanıza birkaç tişört, iç çamaşırı, şort, eşofman, mayo, şapka, rüzgarlık/yağmurluk, bir not defteri, bir kalem, bir el feneri, bir harita, belki bir de matara almanız yeter.
Biz öyle yapacağız.
E, öyleyse, kendinizi de aldıysanız macera başlasın!
***…***
Detayları takip eden MAKALELER’de görebilirsiniz. İzlemede kalınız efendim!!!
Bir sonraki esintide görüşmek üzere…
Mürekkebe banmış esintili Sevgilerimle,
Gezenti Şeref
***…***
