Kategori: GEZENTİ
-

I Rake up The Past ~ Eski Defterleri Açıyorum
•
İnsanın bisikletiyle gezerken sokak anılarını yazması çok hoş bir duygu. Sele üstünde hem geçmişin kalbine yolculuklar yapıp hem de sonrasında göksel köşesine oturup yazabilir mi? Pek emin değilim… Bisikletinizi maziye doğru sürer, herhangi bir molada aldığınız kısa notları gün sonunda hatıra defterinize biriktirirken bir yığın anılarınızı ve kendinizi aynaya yansıtırmış…
-

Şakacı Sokak, Şakacı Sokak Olana Kadar
•
Dedelerimin Şakacı Sokak’a neden ve kimlerle olduğu kadar nasıl geldiklerini hep merak etmişimdir. Hatta sonraki mirasyedilerin geldikleri dönemde dahi ne gibi taşıtlar geçiyordu bu sokaktan acaba? Bu da ayrı bir merak konusu kuşkusuz. Hem sonra neden babam, dedemin kendisini defalarca sert biçimde azarlamalarına rağmen amcam gibi terk etmemişti Şakacı Sokak’ı…
-

Tren Gelir Çuf Çuf, Vapur Gelir Dumanı Tüte Tüte
•
Geçmiş bir zamanı diriltmek, onu yeniden hayata getirmek, trenleri ve vapurlarıyla kendi gençlik çağımı tekrar etmek gibi, tamamen olanaksız bir durum. Yetmişlerin sonlarına doğru, genelde Şakacı Sokak’ı ama özelde Kazasker’i evimizin çatısına çıkıp, kiremitlerin ucundan seyrettiğim zaman, bu düşünce sık sık zihnime takılıyordu. (…) Bu sokak, bu mahalle, bu semt…
-

Osmanoğulları “Körler Ülkesi”nde
•
Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde… Kadıköy’den Erenköy’e Bağdat Caddesi, Kazasker’den Kozyatağı’na Şakacı Sokak tarihi yapılar, eski insanlar… Ve ben kardeşlerimle birlikte o mazinin topraklarıyla, köklerimizin mahsulleri ve devamıyız.
-

Trace Back to Past ~ Geçmişe Doğru
•
Sırlarımı söyledim dostuma o da söyledi dostuna. Ben de bir düşün içinde buldum kendimi. Ve alıp götürdü beni. Başka türlü olsaydı, Şakacı Bahçesi’nde, başımın çevresinde sarı tüylerini saklamayan beyaz dev çiftyıldız kelebekleri uçuşurken, salıncaklı sandalyemde, sevdiğim kadınımla sallanamayacak, yüreğimdeki yüzlerce binlerce yara izine rağmen, kendi efsanemi yaşadığım için gururlanamayacaktım.
-

Şakacı Sokak Penceresinden Yıllar Geçiyor
•
Ve büyü bir kez daha bozuldu. Üstelik bu sefer daha acımasız nedenlerle bozuldu. Masal alemi Bağdat Caddesi’nin geleceğini zehirleyecek olan o korkunç itki, rant hırsı ufukta gözükmüştü bir kez… Beton mezarlığına doğru yapılan bu avangart atılımlar eninde sonunda Şakacı Sokak’ı da etkileyecekti elbet. Önce Erenköy, Çadırlı Köşk, Kozyatağı, Şenesenevler derken…
-

Şakacı Sokak’a Sevdalı Hümanizma Tipolojisi
•
Üzüm kokan kızlarıyla… Sırma bacaklı çocuklarıyla… Esintilere kur yapan iğne yapraklı çamlarıyla… Çiçeklerin coşarcasına umut dağıttığı bahçelerde sevdalara mevsimler yağdıran akasyalarıyla… Sonra Kayışdağı göğsünde yıldızlarıyla giriyordu gecesine mahallelerin… Kumral çocukluk günlerimi özlüyorum…
-

Şakacı Bir Dünyada Devrimci Olmak
•
1961 Anaysası’ndan sonra gelen yıllardaki göreli özgürlük ortamı Türkiye’de de bazı evrensel fikirlerin dolaşıma girmesine sebep olmuştu. Üstelik 1968 yılında eğer bir avangart dalga Paris’ten geliyorsa Şakacı Sokak ve Bağdat Caddesi gençliği buna bigâne kalır mıydı? Sosyal demokrat aileler pasif, riskleri yüklenenlerse Şakacı Sokak’ın Yapıtaşlı gençleri, Şenesenevler ve Bostancı’nın keskin…
-

Şakacı Sokak’tan İnsan Portreleri (Geri Vites Hayatlar)
•
Yeniden bahar olsa… Komşuların sıcak gülüşüyle aydınlansa al güllü bahçeler… Hayhay geriye bakmalı… Dinlemeli Şakacı Sokak’ın orijinal sakinlerini… O nefis ahbaplık ilişkilerinde…
-

Ha ha hayt, Komünizm o Kış da Gelmedi be ya!
•
1970 yılının ertesinde de kar çok yağdı. Kar o yıllarda zaten hem çok yağardı hem de çok güzel yağardı. Çocukluğumun o karlı günlerini anımsıyorum.